İslami Terör Hareketleri ve Onlara Karşı Mücadele

Tunus Emekçileri Partisi

1) Bugün büyük bir dönüşümün ön günündeyiz. Uluslararası alanda yaşanan hızlı gelişmeler bölgede de yaşanmaktadır. Bu noktada Lenin’in dediği gibi somut koşulların somut tahlilini yapmak durumundayız. Arap ülkelerinde bugün normal bir süreç yaşanmamaktadır. Yeni süreç 1916’da Sykes-Picot Anlaşması’nın imzalandığı dönemden daha tehlikelidir. Süreç bir yandan toplumsal ayaklanmalar yoluyla halkların özgürlük arzularını içerirken, diğer yandan sömürgeci güçler bu ayaklanmaları başarısızlığa uğratmak için müdahale etmekte ve Arap ülkeleri mezhep, milliyetler, aşiretler temelinde bölünmek istenmektedir.

2) Geleneksel terör örgütleri küçük, birbirinden yalıtılmış olan gruplardı. Bunların halklar, işçi sınıfı, toplum ile bağları yoktu. Bu örgütlerin bir projesi yoktu. Genellikle toplumun üzerinde olumsuz sonuçları olan eylemler yapıyorlardı. Ama biz bugün küçük, yalıtılmış örgütlerle mi karşı karşıyayız? Biz bu gerici hareketleri hiçbir zaman diğer gerici hareketlerden ve özellikle Ennahda’dan bağımsız düşünmedik. Bunların hedeflerini, genel olarak sağ güçlerin hedeflerinden bağımsız değerlendirmedik. Lakin bu belirlemeye başka bir şey daha eklemek gerekir. Ortaya çıkan durum küçük gruplarla ilişkilendirilmemelidir. Faşist bir hareket olarak tanımlamak gerekir. Bu hareketler hedeflerini gerçekleştirmek için terörü kullanmaktadır. Burada terör vakadır. Ama hareket, hareketin bir fikri vardır. Siyasi hedefleri, ideolojik fikirleri vardır. Harekete geçiren bütünsel bir fikirsel yapısı vardır.

Bu örgütlerin söylemleri dinlendiğinde, şiddet yanlısı Vahabi fikri hâkimdir. Din anlayışları, şeriat anlayışları, hayat anlayışları, toplumsal anlayışları, tabiat anlayışları, ölüm anlayışları, kültürel ve sanat anlayışları, spor anlayışları vardır. Örgütlerde, sendikalara, özgürlüklere dair birbiri ile uyumlu gerici anlayışları mevcuttur. Bölgesel ve uluslararası yaklaşımları, yani siyasi bir hedefleri mevcuttur. Onların halifeliği kurmak üzere programları vardır. Devlet ile ilgili, devletin kurulması ve müesseseleri ile ilgili bir anlayışları vardır. Kaldı ki bugün bir devletleri de vardır. IŞİD’in hükmettiği toprak Fransa’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. Bugün 15 milyona yakın insana hükmetmektedirler. Silahları ve malları var. Türkiye, Katar ve özellikle Suudi Arabistan ile bölgesel ilişkileri vardır. Suudi Arabistan’la ve Erdoğan’ın partisi ile gerici ilişkileri mevcuttur. ABD ve diğer devletlerle uluslararası ilişkileri de mevcuttur. Siyasetleri var, taktikleri var, müttefik ilişkileri var. Savaşı bu hedeflerini gerçekleştirmek için sürdürüyorlar.

Bunlar birleşik bir faşist harekettir. Mağrip’te konuşulan şeyin aynısı aynı anda Bağdat’ta, Çeçenistan’da konuşulmaktadır. Bunlar uluslararası bir harekettir. Yani bugün geleneksel anlamda bir terör örgütü ile karşı karşıya değiliz. Faşist bir hareketin hedeflerini gerçekleştirmek için kullandığı geniş bir terör hareketi ile karşı karşıyayız.

3) Bu hareket gericiliklerle ilişkilidir. Ama neoliberal ekonomi olarak adlandırılan kapitalizmle de ilişkilidirler. Neoliberal ekonomi daha vahşi, bir vatanı olmayan ve herhangi bir şeyle bağı olmayan bir kapitalizmdir. Yeni iktisat, dünyadaki üretimin büyük bir bölümüne hükmetmektedir. Bu hareketler, bedevi İslam öncesi Müslümanların durumunu düşünen hareketler gibi değildir. Bunlar uluslararası kapitalizme bağlanmış, silah ve petrol satışıyla ilişkileri olan, uluslararası gericiliğin bir parçasıdırlar. Silahların kaçırılması ve satışıyla ilişkileri var. Mali sermayenin en gerici bölümleriyle irtibatlılar. Eğer durum buysa, taktiğimiz ne olacak?

4) Birinci nokta: Bu gericiliğe karşı sağ ittifaklar ile mücadele edilemez. Emekçilerin partisi ve Halk Cephesi bu sorunu çözebilir, sağ ittifak değil. Bunların gerici siyasi, kültürel, sosyal projelerine, ancak emekçilerin partisinin ve halk cephesi projesi ile karşı durulabilir. Bu projeye karşı ulusal, toplumsal bir proje ile ancak karşı konulabilir.

İkinci nokta ise, bu soruna karşı Arap ülkelerinde bir mücadele olmadan karşı koyabilir miyiz? Bu soruna Libya, Cezayir, Irak, Suriye’de karşı gelmeden, biz Tunus’ta başarılı olabilir miyiz? Suriye’de, Yemen’de başarılı olmadan başarmamız mümkün mü? Soru budur. Yılanın başı Irak’ta, Suriye’de bulunuyor. Katar’da, Türkiye’de bulunuyor.

5) Bu soruna karşı mücadele ederken Siyonizm’e karşı da mücadele etmek zorundayız. Bugün bu durumdan en çok faydalanan kim? İsrail. Bundan en çok zarar gören kim? Filistin halkı.

6) Muhammed Brahmi’nin anmasında ortaya konan birleşik bir Arap Cephesi bir slogan değildir. Hayati bir sorundur. Bunun dışında gerçek bir zafere erişmemiz mümkün değildir. Amerika’ya, emperyalizme karşı mücadele etmeden başarılı olmak mümkün mü? Eğitiyor, donatıyorlar. Bütün bunlar şu an gerçekleşen Büyük Ortadoğu Projesi’nin sonuçlarıdır.

Yorumlar kapatıldı.

Özgürlük Dünyası 2022

Yukarı ↑