Humanite gazetesi ile Fransız Komünist Partisi (1904-1954)

Deniz Uztopal

İşçi partisinin siyasi mücadelesiyle günlük gazete ilişkisine tarihsel bir bakış:

18 Nisan, hâlâ yayın hayatını sürdüren Humanite gazetesinin 112. yıl dönümü olacak. Dünyanın en köklü işçi gazetelerinden olan Humanite’nin tarihi, sınıfsız bir toplum oluşturmak için mücadele eden bir siyasi partinin tarihiyle iç içe geçmiştir ve bu ikisi, birbirlerini etkileyerek güçlendiren roller oynadıkları gibi, bugün de çıkartılması gereken derslerle doludurlar.

Bu makalemizde II. Enternasyonale bağlı sosyalist bir gazete olarak kurulan, ama III. Enternasyonal’le birlikte komünist toplum mücadelesi veren bir işçi gazetesinin tarihini işleyeceğiz. Yazımıza esas yön verecek olan, Humanite’nin başından itibaren bir işçi kitle partisi olarak örgütlenen Fransız Komünist Partisi’nin günlük mücadelesinde üstlendiği rol ve tuttuğu yer olacaktır.

HUMANİTE’NİN SOSYALİST BİR GAZETE OLARAK KURULUŞU

XX. yüzyılın başlarında Fransa’nın önde gelen sosyalist aydınları arasında olan Jean Jaures, işçi sınıfının mücadelesini güçlendirmeye hizmet etmesi için dönemin sosyalist hareketini birleştirme çabası içindedir. Günlük bir gazetenin buna hizmet edeceğine inanır ve 1903 yılından itibaren böyle bir gazetenin oluşması çabasına yoğunlaşır. Kısa bir süre sonra kurduğu ve “Humanite”, yani “İnsanlık” adını seçtiği günlük gazetenin ilk sayısı 18 Nisan 1904’te yayınlanır ve ilk yazısında Jean Jaures gazetenin amacını şu şekilde ifade eder:

“İnsanlık hâlâ yok ya da yeni yeni var olmaya başlıyor. Her ulusun içinde insanlık parçalanmış ve sınıflar mücadelesinde, proletarya ve kapitalist oligarşinin kaçınılmaz mücadelesinde parçalanmış durumda. Sadece sosyalizm, emek araçlarının ortak mülkiyeti üzerinden tüm sınıfları emerek, bu antagonizmi çözecektir ve her ulusu, kendi içerisinde barışık kılarak, insanlığın bir parçası haline getirecektir. Uluslararası proletaryanın en nihai hedefi tüm halkları evrensel sosyal adalet aracılığıyla barıştırmaktır. İşte o zaman, ama sadece o zaman, dost ve özgür ulusların canlı farklılıkları içerisinde yüksek birliğini yansıtan gerçek bir İnsanlık oluşacaktır.”

Humanite gazetesinin yayın çizgisi, ilk sayısından itibaren –başlangıçta içinin nasıl doldurulduğu ve nasıl gerçekleştirileceği tartışılır olmakla birlikte– sınıfsız bir toplum kurmaya hizmet etmek olarak konmuştur.

Tarih 18 Nisan 1904. “Humanite, günlük sosyalist gazete” olarak basılır ve aynı gün 130 bin satar. Fiyatı 5 kuruştur ve tüm sosyalistler arasında büyük bir coşku yaratır.

Kurulması için 880 bin frank gerekmiştir, ama kısa bir süre içinde bu para toplanmıştır. Borç verenler arasında, bankalar ve sol görüşlü burjuvaların yanı sıra II. Enternasyonal’in en güçlü partilerinden olan Alman Sosyal Demokrat Partisi de vardır.

II. Enternasyonal Humanite’nin kurulmasına iyi bir gözle bakmıştır, zira dönemin Marksistlerinden Jules Guesde ve Blankicilerin yönettiği “Fransa Sosyalist Partisi” ile Jaures’in yönettiği reformist “Fransız Sosyalist Partisi”nin birleşmeye yönelik olarak atabilecekleri adımların Humanite gazetesi sayesinde hızlanacağını düşünmektedir.

Yeni kurulan sosyalist gazete aydınlar içerisinde de olumlu bir etki yaratmıştır. İlk sayısından itibaren dönemin etkili aydınlarından olan Anatole France, Jules Renard, Tristan Bernard sosyalist gazeteye yazılar yazmayı kabul etmişlerdir.

Humanite kurulduktan bir yıl sonra, 23-25 Nisan 1905’te toplanan Paris Kongresi’nde iki sosyalist parti birleşerek İşçi Enternasyonali Fransız Seksiyonunu (SFİO) kurar. Humanite hemen bu hareketin sesi olmaya başlar ve kısa bir süre sonra resmî olarak da II. Enternasyonal’in üyesi partinin gazetesi olur. Dolayısıyla, Humanite ilk sınavını başarıyla vermiştir: II. Enternasyonal’in üyesi tek bir büyük proletarya partisinin kurulmasında üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmiştir.

1905 boyunca, Humanite sayfalarına en çok yansıyan bir diğer olay ise 1905 Rus Devrimi’dir. Ocak 1905’te patlak veren devrim Fransız sosyalistlerini de heyecanlandırmıştır. Fransız büyük sermayesiyle içli dışlı olan Rus otokrasisinin darbe alması Fransız işçi sınıfını güçlendirecektir ve Humanite Rusya’da yaşananlara günlük olarak önemli bir yer ayırır. Yanı sıra Fransa’dan destek çağrılarında bulunur. Fransız sendikaları, aydınları ve siyasi partilerinin tepkilerini satırlarına yansıtır ve ülkede gündem yaratma çabası içerisinde olur. 24 Ocak 1905’te Paris ve çevresindeki sendikaların dayanışma çağrısına önemli bir yer ayırır. İlerleyen haftalarda Anatole France, Octave Mirabeau, Marcel Prevost, Paul ve Victor Margueritte gibi aydın ve yazarların röportajlarına yer verir. 31 Ocak ve 3 Şubat tarihlerinde Maksim Gorki’nin tutuklanmasına karşı aydınlar arasında tepki örgütlemek için Monet, Signac ve Matisse gibi önemli ressamların, Rodin ve Maillol gibi heykeltıraşların, Anna de Noailles ve Fernand Gregh gibi şairlerin görüş ve çağrılarını yansıtır. Humanite, sayfalarında, Rusya’da çatışmalarda yaralanan ya da cezaevinde iğrenç muamelelere maruz kalanlar için yardım kampanyalarına da yer ayırır. Jacques Hadamard, Paul Langevin ve Henri Wallon gibi hem maddi yardım eden hem de kampanyaya aktif katılan aydınların listesi sürekli güncellenerek yayınlanır.

Humanite’nin yayın yönetmeni Jean Jaures, Rusya proletaryasının oynadığı rolü doğru görmüş ve 4 Mart 1905 tarihinde parlak bir öngörüyle şu satırları başyazısında ifade etmiştir:

“Otokrasiden kurtulmuş Rus halkının özgürlüğü sadece seçim kurumlarının özgürleşmesi olarak yansımayacaktır, her şeyden önce, büyük ihtimalle Rus proletaryasının Avrupa proletaryasına öncülük etmesine neden olacak bir işçi rejiminin kurulmasıyla ifadesini bulacaktır.”

1905 Devrimi yenilecektir, ama Rus proletaryasına dev bir birikim bırakacaktır. Bundan sonra Fransız proletaryasının bir gözü sürekli Rusya’da olacak, Humanite de her fırsatta Rus proletaryasının öncüsü Bolşeviklere söz verecektir. 25 Aralık 1905’te, Humanite bir Bolşevik militanla ülkesindeki duruma dair röportaj yayınlar. 1907 Duma seçimleri vesilesiyle ise, 4 Nisan 1907 tarihli Humanite gazetesinde “Yurttaş Lenin ile bir röportaj” yayınlanır.

İLK YILLARDAKİ SİYASİ ZAAFLAR VE BERABERİNDE DOĞAN EKONOMİK SIKINTILAR

Kuruluşundan sonraki birkaç yılın ardından Humanite’nin ekonomik sıkıntıları giderek artar. 1907 yılında gazetenin ortalama tirajı 12 bine düşmüştür. Gazete, içerik olarak işçilere hitap edemeyen, genelde uzun yazılardan oluşan ve aydınlara seslenen bir içerikle çıkar. Proletaryadan çok sosyalistlere hitap eden bir içerik egemendir, bunda, reformcu ideolojik-politik yaklaşımlar kadar, yönetici kadrosunun esas olarak işçilerden uzak yaşayan aydınlardan oluşmasının da payı vardır. Sosyalist Parti’nin içinde egemen olan üç siyasi akım gazetede temsil edilir ve bazen birbirine ters makaleler de yayınlarlar. Gazete, giderek cansız, sönük, soyut teorik yazılara ağırlık verir ve böylelikle işçi okurlarını da yavaş yavaş kaybeder. İşçi sınıfının iktidar mücadelesinin aracı olmayı hedefleyen bir günlük gazete açısından siyasi bir zaaf olan bu durum, beraberinde ekonomik sıkıntıları da getirir. Gazete akla gelebilecek değişik tasarruf yöntemlerine başvurur¹, ancak söz konusu siyasi zaaflar giderilmeden ekonomik sıkıntıları çözmek zordur.

Ekonomik sıkıntıları fırsat olarak değerlendirmek isteyen Fransız burjuvazisi, kitlelere soldan seslenecek bir yayın organını ele geçirmek için Humanite’yi satın almak ister. Önce ünlü Rothschild Bankası gazeteyi satın almaya çalışır. Ama Jaures buna itiraz eder. Birkaç ay sonra, Rus diplomat Arthur Raffalovitch, Rusya aleyhine yazılar yazmamak şartıyla gazeteye 200 bin frank verme teklifinde bulunur. Humanite bunu reddeder. İlerleyen yıllarda, Rusya’da iktidar Bolşeviklerin eline geçtiğinde, Dışişleri Bakanlığı’nın arşivlerinde Arthur Raffalovitch’in emri doğrudan Hükümetten aldığı ve başta Fransa olmak üzere birçok ülkede en büyük tirajlı gazetelere yüksek miktarlarda para dağıttığı kanıtlanır. Tüm bu belgeler, 5 Aralık 1923 ile 30 Mart 1924 tarihleri arasında Humanite’de yayınlanır.

Sosyalist gazete mali sorunlarını işçi ve emekçilere seslenerek, bağış kampanyalarıyla çözer. İşçiler, aydınlar, sendikacılar Humanite’ye sahip çıkarlar. Humanite, içerik olarak ilk yenilenmesini bu vesileyle yapar. Tahlil ve analiz yazıları azalır ve haberlerle işçilerin ve sendikaların gündemine daha fazla yer ayrılır. Giderek artan işçi grevleri gazetenin ana haberleri arasında yer bulur ve 1905 ile 1913 yılları arasının ortalaması olarak gerçekleşen 1254 grev gazetenin genel yayınına yön verir. Hemen hemen yok denilecek kadar az olan fotoğrafların sayısı da artmaya başlar. Yanı sıra karikatürler de yer bulur ve ilgi de çekmeye başlar. Gazetenin gerek sınıflar mücadelesine verdiği ağırlık gerekse biçimindeki yenilenme gazeteye bir canlılık katar ve tirajı tekrar yükselişe geçer. Humanite 1908 yılı sonunda 72 bin, 1912 yılındaysa 80 bin civarında satmaktadır. Bu yükseliş sayesinde elde edilen gelirler ile gazete 4 sayfadan 1913’te 6 sayfaya çıkartılır.

1911 yılında, Birleşik Sosyalist Parti’nin Kongresi Humanite gazetesinin yeni tüzüğünü onaylar. Artık Humanite partiye aittir. Müdür Jean Jaures olmaya devam eder, ama bir “yönetim kurulu oluşturulur”. Partide var olan 3 siyasi akım burada temsil edilir: Jean Jaures reformistler akımını, Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue Marksistler akımını ve Edouard Vaillant ise Blankistler akımını temsil eder. 26 Kasım 1911’de Paul Lafargue, eşi olan Karl Marx’ın kızı Laura ile birlikte intihar ettiklerinde, yerine yakın dostu Marcel Cachin geçer.

Lafargue yaşlandıkça davasına artık bir katkısının olamayacağından korkmuş ve bunu görmemek için eşiyle birlikte hayatlarına son vermeye kararlaştırmıştır. Jean Jaures yazdığı başyazıda “Yanıldınız, proletaryanın size hâlâ ihtiyacı çok” der. 4 Aralık tarihli gazete, Paul ve Laura Lafargue’ın cenaze töreninin haberine ve yapılan konuşmalara yer verir. Lenin o dönem Paris’tedir ve cenaze törenine partisi adına katılır. Humanite diğer konuşmaların yanı sıra Lenin’in konuşmasına da yer ayırmıştır. Rus proletaryasının öncüsü konuşmasında; “Devrimimizden çok önceleri, onu hazırlayan önceki dönemde, bilinçli proleterlerimiz, sosyal demokratlarımız Lafargue’ı Marksist fikirleri en derinden ve en geniş olarak yaygınlaştıran kişilerden birisi olarak tanımayı öğrenmişti” der.

Marcel Cachin bu tarihten itibaren hayatının sonuna kadar Humanite’de kalacak ve uzun yıllar gazetenin gerçek bir işçi gazetesi olması için yoğun çaba içerisinde olacaktır.

BİRİNCİ EMPERYALİST SAVAŞ VE HUMANİTE’NİN ŞOVENİST ÇİZGİYE KAYMASI

1912 ile 1913 yılları savaşın dev adımlarla yaklaştığı, kapitalist sömürünün ise yoğunlaştığı yıllardır. Humanite’nin bu iki yıl içinde en çok gündeme getirdiği konuların başında bir yandan yoğunlaşan kapitalist sömürü ve bunun halk üzerinde yarattığı baskı, diğer yandan ise artan milliyetçi ve şoven yaklaşımın yanı sıra savaş tehdididir. 1914 yılında ise bu sorunlar had safhaya çıkmıştır.

31 Temmuz 1914 tarihinde Kaiser Guillaume II, bir “balkon konuşması” yapar ve savaş tehditleri savurarak halkı kışkırtır. Jaures Meclis’te İçişleri Bakanı Louis Malvy’ye karşılaşır ve hemen Fransa’nın müttefiki Rus Çarının provokatör tavırlarından dolayı Fransız Hükümetinin sorumluluğuna dikkat çeker. Ardından Saint Petersbourg’dan dönen Meclis Başkanı René Viviani ile görüşme talep etmek için Dışişleri Bakanlığına gider. Ama burada Devlet Bakanı Abel Ferry ile görüşür. Bu görüşmede, Jean Jaures sonuna kadar savaşı teşhir edeceğini belirtir ve ona cevap veren Ferry, “hayır bunu yapamazsınız, çünkü o takdirde sizi iki sokak sonra öldürürler” diye cevap verir. Jaures, “ne olursa olsun, savaş kadar kötüsü yoktur” der ve bakanlıktan çıkar. Tam 3 saat sonra ise, bakanın öngörüsü hayat bulur. Jaures, Humanite gazetesinin bulunduğu Croissant Sokağının başında olan kafeteryada durup akşam yemeğini yemek ister, ama birden iki el kurşun sesi duyulur. Raul Villain adlı bir şahıs, gerici milliyetçi tahriklerden etkilenmiş ve bir barış elçisini, barış talebini en gür bağıranlardan birisini öldürmüştür. Ertesi gün Humanite siyah bir çerçeve içerisinde “JAURES KATLEDİLDİ” manşeti ve büyük bir Jaures resmi ile yayınlanır. Aynı gün, Prusya Rusya’ya, 3 Ağustos’ta ise Fransa’ya savaş ilan eder ve I. Emperyalist Savaş böylelikle başlar.

Emperyalist savaşın henüz ilk kurşunları sıkılmadan II. Enternasyonal partilerinin ezici çoğunluğu estirilen milliyetçi rüzgârdan etkilenmiş ve diğer ülkelerin işçi ve proletaryasına karşı kendi burjuvazilerinin yanında yer almaya karar vermişlerdir. Fransız Sosyalist Partisi ve yayın organı Humanite de aynı rüzgârdan etkilenmiştir. Etkilenmekle kalınmamış, ihanete varılmıştır: Jules Guesde ve Marcel Sembat savaş hükümetine girmiş, sosyalist milletvekilleri ise savaş bütçesini onaylamışlardır. Humanite’nin başına, Jaures katledildiğinde yanında bulunan Sosyalist Parti yöneticisi ama açıktan Marksizm düşmanı olan Pierre Renaudel geçmiştir. Bu yıllarda Humanite, Fransız burjuvazisini destekleyerek milliyetçiliği yüceltmesinin yanı sıra, savaştan dolayı işçilerin her türlü hakkının yok edilmesini meşrulaştırmaya çalışan bir çizgi izlemiştir. Renaudel, başyazıda birçok defa açıktan Marksizm düşmanlığı yapmış ve savaş yıllarında gazetenin tirajı 9 bine kadar düşmüştür.

1917 yılından itibaren milliyetçi çizgide bir esneme yaşanır. Bu yıl Fransa’da toplam 696 işçi grevi yaşanmış, Şubat ayında patlak veren Rus Devrimi bunların giderek daha da politikleşmesinde rol oynayınca, Humanite artık bunları görmemezlikten gelemez hale gelmiştir. 31 Mart günü Meclis’in Dışişleri Komisyonu üyesi olarak diğer iki sosyalist milletvekili ile birlikte Marcel Cachin yaşananları doğrudan izleyebilmek için Rusya’ya gider ve burjuva sosyalizmini savunmayı sürdürmesine rağmen devrimden de büyük bir etkilenmeyle geri döner. 28 Mayıs’ta parti yönetiminde gördüklerini anlatırken, “devrimin ruhu sosyalizmdir. 170 milyonluk bu büyük Cumhuriyetin doğuşunu sosyalizme borçluyuz” der. 1 Haziran’da yayınlanan makalesinde ise, hâlâ burjuva emperyalist “ulusal çıkarlar” peşinde, sorunu üst sınıflar ve burjuva hükümetler arasında bir sorun olarak ele almayı sürdürmekle birlikte Rus Devriminden bu etkilenmesini şu sözlerle ifade eder: “3 yıl boyunca Fransa Çar Hükümetinin peşinde koştu. Peki, şimdi gönüllü olarak Rus Devrimi ile ittifak yapmayı ret mi edecek? Fransız cumhuriyetçiler, sosyalistler büyük Kuzey demokrasisine güvenecekler mi? Bizce ülkemizin ulusal çıkarları bunu zorunlu kılıyor.”

Cephede yaşanan katliamlar, 3 yıldır dayatılan ağır ekonomik fedakârlıklar artık taşınamaz hale gelmiştir. Barış talebinde bulunanlar artık daha gür sesle bağırmaya başlamış, “savaş derhal dursun!” talebi de halk içinde daha fazla etkili olmaya başlamıştır. 1 Mayıs 1917’de, Paris’te 10 bin kişi “savaş dursun, diplomatik ilişkiler tekrar başlasın” talebiyle mitinge katılır. Humanite bu mitinge sadece 24 satır ayırarak kısa yer verir, ama parti içinde ciddi tartışmalar artık başlamıştır. 13 Eylül’deki kabine değişikliğinde, sosyalistler artık yapılan katliamın yükü altında ezilmemek için hükümete girmeyeceklerini ilan ederler, ama alınlarındaki emperyalist çıkarlar uğruna burjuva hükümete katılma lekesi asla silinmeyecektir.

7 Kasım’da Bolşevikler iktidarı ele geçirdiklerinde Fransız sermayesi ülke düzeyinde yoğun bir saldırıya geçer. Siyasi ve ideolojik saldırının düzenleyicisi ve dozu o kadar açıktır ki, Sosyalist Parti’nin içinde Bolşevikleri açıktan eleştirenler bile tekelci sermayenin oyununa düşmemek için seviyeli konuşmak zorunda kalırlar. Örneğin reformist eğilimin teorisyeni ve Marksizm düşmanı Humanite’nin müdürü Renaudel bile Ekim Devrimi’ne açıktan saldıramaz. 12 Kasım’da yayınladığı başyazısında, Sovyetleri 1789 Fransız Devrimi’ndeki kulüplere benzetir. Tirajı 9 bine kadar düşen ve çok ciddi ekonomik sıkıntılar içinde olan Humanite’nin durumu da bu yıllarda yükselmekte olan sınıflar mücadelesinin etkisiyle değişmeye başlamıştır artık. Humanite’de Fransız emperyalizminin Sosyalist Rusya’ya karşı saldırgan tavırlarını eleştiren yazıların sayısı artmaya başlar. 17 Şubat 1918 tarihli başyazı örneğin, ülke düzeyinde “ihanet” diye estirilen rüzgârın tersine, Brest-Litovsk Rusya-Almanya anlaşmasının haklılığını savunur: “Bu tavrı eleştirmek, ‘her şeye rağmen savaşa devam etmeleri gerekirdi’ demektir, bu yaklaşım ise kuşkusuz çok basit bir yaklaşımdır. Rus devrimcileri genel, eşit ve kalıcı bir barış için çaba sarf ediyorlar.”

19 Eylül’de Fransız emperyalizmi Rusya’ya saldırmaya hazırlanırken, Humanite açıktan bu emperyalist müdahaleye karşı tavır alır. 7 Kasım’da, Devrimin birinci yılında, Humanite redaktörlerinden Amedee Dunois şunları yazar: “Değerlendirme konusunda ne kadar ayrı ve farklı yorumlarsak yorumlayalım… Şunu açık söyleyebilirim ki, gerek parti içinde de, gerekse de CGT içinde Sovyetler Cumhuriyeti’ne güvenenlerin sayısı her geçen gün artıyor.”

EKİM DEVRİMİ VE FRANSIZ KOMÜNİST PARTİSİNİN KURULUŞU

11 Kasım 1918’de Birinci Emperyalist Savaş resmen bittiğinde, Fransız Hükümeti en kısa süre içinde Bolşevik Hükümetini devirme hesapları içine girer. Ama 4 yıllık büyük savaş ve doğurduğu toz duman inmeye başlayınca sınıf içerisinde hoşnutsuzluk da artık had safhaya çıkmıştır. 1919 yılı boyunca toplam 1 milyon emekçi greve gider. Tüm bu direnişler Humanite’ye farklı bir renk vermeye başlar ve hareketin yükselişi karşısında Marksizm düşmanı “sosyalistler” de buna engel olamazlar.

25 Mart 1919’da, Jean Jaures’i katleden şahıs mahkeme tarafından serbest bırakılınca 300 bin kişi sokaklara iner. Aynı gün, Marcel Cachin Meclis kürsüsünden Fransız askerlerine seslenerek, Rusya’ya karşı savaşmayı kabul etmeme çağrısında bulunur. 1 Mayıs günü yarım milyon emekçi sokaklara iner ve polislerle yaşanan çatışmalarda bir metal işçisi öldürülür. Cenaze törenine 300 bin kişi katılır. Tüm bu olaylar Humanite sayfasında uzun uzun, farklı kalem ve şekillerde yer bulur. Mücadelenin yükseldiği bu yıllarda, Humanite, Sosyalist Parti’nin çoğulcu ve eklektik bir sözcüsü olmaktan çok sınıfın sesi olur ve yıl boyunca tirajı yükselerek, 200 bine kadar çıkar.

1920 yılı Fransa işçi sınıfı ve dolayısıyla Humanite açısından bir dönüm noktası olur. Humanite sayfalarında Lenin’in inisiyatifiyle kurulan Komünist Enternasyonal’e üye olup olmama tartışmaları yaşanır. Şubat ayında Sosyalist Parti’nin Strasburg Kongresi’nde II. Enternasyonal’den çıkma kararı verilir, ama III. Enternasyonal’e üyelik konusu bir sonraki kongreye bırakılır. Yalnız aynı kongre, Marcel Cachin ve Sosyalist Parti Genel Sekreteri Ludovic Frossard’ı Moskova’ya gönderme, devrimi izleme ve Bolşeviklerle irtibata geçme kararı verir. Cachin burada Lenin’le görüşme fırsatı bulur. Daha sonraki yıllarda Cachin bu görüşmeyi anlatırken konuşmalarda Bolşevik liderin Humanite’nin redaksiyonuna şu öğütleri verdiğini kaleme alır:

“İşte burada çok dikkatlice okuduğumuz Humanite (iki elinde açılmış gazete vardı). Bu gazetede hiçbir birlik yok. Tam tersine, her gün birbirleriyle çelişen haberler var, hatta bunları aynı sayfada bile bulmak mümkün. Sizin gibi Rus Devrimini savunanlar da var, ama başkaları da aynı sayfada ülkeniz emperyalistlerine onu yıkma çağrısında bulunuyorlar. Kimileri en kaba oportünizmi savunuyor, başkaları ise bu tehlikeli tavra karşı mücadele ediyor. Bu çelişkili ifadeler arasında işçinin bir şey anlamasını nasıl bekleyelim? Bir parti gazetesinin işi, işçileri kurtuluşlarına doğru götürecek fikirler ile eğitme, bunlara açıklık getirme ve anlaşılır kılma olmalıdır. Yalnız bu görev açıkça ifade edilmelidir. Bundan da öte, kuşkusuz bu görevi enerjik ve tam örgütlü bir proletarya mücadelesi yürütenlere emanet etmek gerekiyor. Humanite’de bir grev ya da partinin bir mücadelesine katkıda bulunanların listesini büyük bir zevkle okuyorum, zira bu kampanyalara katılan Parisli işçiler gönderdiklerinin yanı sıra bir şeyler de karalayarak gönderiyorlar ve bu, onların ruh hallerini, öfkelerini ve olayları ne kadar doğru okuduklarının yansıması oluyor. Sizin ilk göreviniz işçilere kapitalist rejimin hızlı bir şekilde çözüldüğünü göstermek ve bu dönemin olgularını doğru tahlil eden açık bir program sunmak olmalıdır. Gazetenin propagandasını ve sözlü propagandayı güvenilir, sağlamlaşmış, proletaryanın öncü gücüne sadık ve Marksist doktrinle eğitilmiş yoldaşlara emanet etmelisiniz. Yani, eğer Humanite misyonunu üstlenmek istiyorsa, her şeyden önce birbirine zıt fikirleri aynı düzeyde yaymaktan vazgeçmelidir. Kendi içinde tutarlı ve mantıklı olmalıdır. Parti’nin mücadelesi de aynı koşulları zorunlu kılar.”²

İki sosyalist, 13 Ağustos’ta Fransa’ya tamamen ikna olarak dönerler. 14 Ağustos’ta Paris’in en büyük miting salonu olan “Cirque de Paris”de tıklım tıklım dolu bir miting yaparlar. Ertesi gün Humanite’nin manşeti “Rus Devrimi için”dir. Aynı sayfada iki sürmanşet daha vardır: “Proletaryaya çağrı”, “Cirque de Paris mitingi”. Kısa bir süre sonra Fransız Komünist Partisi’nin kurulmasıyla sonuçlanacak kampanya başlamıştır ve Humanite Gazetesinin müdürü Marcel Cachin, bu kampanyada, sosyalist gazete aracılığıyla merkezi bir rol oynayacaktır. Yalnız gazetenin hâlâ ciddi zaafları da varlığını sürdürmektedir.

Savaşlı yıllarda şovenizmin etkisi altında olan Sosyalist Parti’nin 1918 yılında üye sayısı 34 bine kadar düşmüştür. Savaştan sonra sınıf hareketinin tekrar canlanması, Ekim Devrimi’nin Fransız proletaryası açısından somut bir örnek teşkil etmesiyle Sosyalist Parti içinde ciddi siyasi tartışmalar başlamıştır. Sınıflar mücadelesi ve siyasi tartışmalardaki bu canlılık Parti’nin büyümesine neden olmuş ve 1920 yılının sonunda üye sayısı 150 bine kadar çıkabilmiştir.

25 Aralık 1920 tarihinde Parti’nin 18. Kongresi Tours şehrinde toplandı ve ana gündemlerden birisi III. Enternasyonal’e üye olup olmama sorunuydu. Kısa bir süre önce ise, Humanite, Cachin’in inisiyatifiyle III. Enternasyonal’in “Tüm Fransız Komünist Parti üyelerine, tüm bilinçli işçilere” adlı Lenin’in yayınlanmadan gözden geçirdiği çağrıyı yayınlamıştı.³

Kongre’nin ilk günü delegeler diğer gündemleri erteleyerek tüm diğer tartışmaların merkezinde bu konunun olduğunu kararlaştırdılar. Kongre tartışmalarının içeriğini Humanite’nin manşetlerine bakarak takip etmek mümkündü:

26 Aralık: “Tours Kongresi hemen Enternasyonal sorununu tartışmaya başladı.”

28 Aralık: “Sosyalist Parti ve Enternasyonal. Kongre genel konuları tartışıyor.” Manşetin altında “Marcel Cachin, Paul Faure, Leroy, Leon Blum ve Rappoport’un konuşmaları. Kongre Marcel Cachin’in konuşmasını çoğaltma kararı aldı” şeklinde büyük başlıklar vardı.

29 Aralık: “Polisin yakın takibine rağmen Clara Zetkin Tours’a geldi. Moskova temsilcisi Fransız proletaryasına seslendi.”

30 Aralık Kongre sonuçları açıklanıyor: “Üye olma 3252 oyla kabul edildi. Cachin–Frossard önergesi: 3208 oy, Heine önergesi: 44, Longuet-Paul Faure önergesi: 1022, Pressemane önergesi: 60.”

31 Aralık: “Sosyalizm devam ediyor.”

Artık Parti III. Enternasyonal’e üye olma kararı vermiştir. Yalnız azınlık bunu kabul etmeyip partiyi bölecektir. Peki, Humanite ne olacaktır? Hisse senetlerine bölünmüş Humanite gazetesinde en çok hisse senedini Parti azınlığı elinde bulundurur. Jaures’in payları eşine kalmış, ama o da tavır belirleme kararı vermiştir.⁴ Sosyalist Parti’nin ve maddi yardımda bulunan Alman ve Avusturya partilerinin senetleri ise Partinin saymanı ve Paris Komünü’nde mali işlerden sorumlu olan Zephirin Camelinat’ın elindedir. Gazetenin Genel Kurul toplantısında eski Komünarcı Parti Kongresi’nin kararına uyacağını açıklayarak, alınan oy oranlarına göre hisse senetlerini paylaştırır. Böylelikle III. Enternasyonalcilere çoğunluğu vererek Humanite’nin de Fransız proletaryasının elinde kalmasını sağlar. Humanite artık komünist bir gazete olma yoluna girecektir.

KOMÜNİST BİR GAZETE OLARAK HUMANİTE

Fransız Komünist Partisi adı 1921 Marsilya Kongresi’nde kararlaştırılır. Parti Lenin’in yönettiği III. Enternasyonal’e üye olmuş, Leninist örgütlenme normlarını kabul etmiştir, ama bunların hayat bulması zaman alacaktır. Aynı şey Humanite açısından da geçerlidir. Humanite içerik olarak artık geçmişin reformist çizgisinden kurtulmaya yönelir, içerik olarak Leninist çizgiyi savunabilmek için yeniden örgütlenir. Marcel Cachin’in yanı sıra, Parti Paul Vaillant-Couturier’yi bu açıdan görevlendirir.

Paul Vaillant-Couturier 12 Ocak 1921 tarihli Humanite’de yazdığı bir makalede yeni Humanite’nin içeriğinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde ifade eder: Sendikalarla birlikte işçi yaşamı ve çalışma koşullarına dair araştırmalar, küçük burjuva feminist hareketinden kopuk bir kadın köşesi, savaşa katılmış ve savaş dehşetini yaşamışlara düzenli yer sunma, anti sömürgeci bir köşe, basit dille yazılmış ve günlük örneklerle beslenmiş geniş kesime hitap eden Marksizm üzerine yazılar, işçi sınıfının dünü ve bugününü araştıran yazılar, uluslararası komünist hareket üzerine yazılar ve tüm okurlara günlük siyasi mücadelenin yönünü gösterecek kısa ve özlü yazılar.

Kurulduğu ilk günden 7 Nisan 1921 tarihine kadar Humanite başlığının altında “sosyalist gazete” alt başlığı vardır, ama yeni kurulan FKP’nin ideolojik ve örgütsel eğilimlerine bağlı olarak 8 Nisan’da ise artık bu alt başlık “Komünist gazete” alt başlığıyla değiştirilecektir. İki yıl sonra, 8 Şubat 1923 tarihinde bu alt başlık da değişecek ve bu tarihten sonra, Humanite “Komünist Partisi’nin (SFİC) Merkez Yayın Organı” olacaktır.

16 Mart 1924 tarihli Humanite’nin birinci sayfasından yayınlanan redaksiyonun kaleme aldığı yazı yeni Humanite’nin niteliğini şu şekilde ortaya koyar: “Bugünün Humanite’si geçmiştekinden hem redaksiyonu, hem de siyasi çizgisiyle farklıdır. Yalnız değişmeyen bir şey de vardır: gazetenin zenginlerden mutlak bağımsızlığı. Bu anlamıyla, Jaures’in mirası bizim için kutsaldır.”

Humanite’nin yenilenmesi sıkıntısız ve sorunsuz geçmemiş, ancak proletaryanın gazetesi olma konusunda kararlılığından asla hiç taviz vermemiştir. III. Enternasyonal’in direktifleriyle FKP’nin işyerlerinde örgütlenme ve hücreler kurma kararına bağlı olarak Ekim 1924 yılında düzenli yayınlanan “İşyerlerinden” adlı yeni bir köşe açılır. Fabrikalardan doğrudan işçilerin yazması ve Humanite’nin mücadelenin verimli bir aracı haline getirilmesi için özel bir örgütlenmeye gidilir. FKP, aynı yıllarda, işyeri hücrelerini en belirleyici hücreler olarak nitelendirir ve gücünün ağırlığını buralara aktarır. Parti’de olduğu gibi Humanite de “Bolşevikleşme” sürecine girmiştir. Parti’de işçi ve proleter komünistlerin daha ilerden sorumluluk üstlenmesinin hızlanmasına bağlı olarak, Humanite’de de işçi ve emekçilerin taleplerinin daha ilerden yansıtılması gerektiği kararlaştırılmıştır.

23 Ekim 1927’de Marcel Cachin bu yönlü bir çağrı yapar: “Artık işçi sınıfı bugüne kadar olmadığı kadar gazetenin dağıtımına, yaşamına, masraflarına, redaksiyonuna katılmalıdır, onun bir parçası olmalıdır. İşçi ve köylü komünistler Humanite’yi taleplerinin, duygularının, acıları ve öfkelerinin haykırıldığı yayın organı olarak kullanmalıdırlar… Humanite, işçi sınıfının gazetesi olarak, sadece redaktörlerin, profesyonel gazetecilerinin hazırladığı bir gazete olmaktan çıkmalıdır.” Parti’nin kararına bağlı olarak tüm Parti örgütleri bu konuda seferber olur; zira Humanite’nin daha ilerden işçi gazetesi olması FKP’nin fabrika örgütlenmelerini güçlendirir, ama tersinden de bu örgütlenmelerin güçlenmesi Humanite’nin misyonunu daha ilerden yerine getirmesi anlamına gelir. Humanite’nin bu çağrısı bir amaç değil, FKP’nin yürüttüğü politikanın bir aracı ve adeta bir madalyanın iki yüzüdür.

15 Kasım 1928’de, iki yıldır gazetenin Yayın Yönetmeni olan Paul Vaillant-Couturier fabrikalardan gazeteye gelen haber akışının kısa bir bilançosunu yapar: “Son iki hafta içerisinde rekor sayıda mektup geldi: 29 Ekim–4 Kasım arasında 163 mektup, 5–11 Kasım arasında ise 164 mektup gönderildi gazeteye. 15 gün içinde tam 327 işçi ve köylü mektubu yayınlandı.” Bazen bir sayfa boyunca işçi ve köylü mektupları yayınlanır ve daha da önemlisi tüm bu mektuplar hem Humanite redaksiyonunun, hem de FKP’nin merkezi ve bölgesel yönetici organlarının sınıfın eğilim ve ruh halini anlamaları açısından belirleyici bir rol oynar. Parti’nin yayınladığı bildiriler, afişler, broşürler, gazetedeki tüm makaleler bunları referans alarak daha uygun hale getirilir. Bu yönelim geçici bir kampanyanın konusu olmamış, Humanite’nin Leninist olduğu tüm yıllar boyunca fabrikalarla bağlarını pekiştirme eğilimi sürekli gündemde olan ve sınıflar mücadelesinin bir alanı olarak her zaman tartışılan konuların başında gelmiştir.⁵

Şubat 1929 yılında yapılan bir değerlendirmeye göre, gazetenin toplam 1200 tane işçi ve köylü muhabiri vardır ve gazete ayda ortalama 200 mektup yayınlar. Gazetenin en çok okunan sayfalarından birisinin bu sayfalar olduğu da bilinir. 1924’te yenilenme sürecine giren Humanite, attığı olumlu adımlara bağlı olarak giderek tirajını da artırır ve 1920’li yılların sonuna doğru 200 bine ulaşır. Ancak Humanite, her zaman ekonomik sıkıntılarla boğuşmak zorunda da kalmıştır.

BURJUVAZİNİN İŞÇİ BASININI YOK ETME TEŞEBBÜSLERİ VE “HUMANİTE’Yİ SAVUNMA KOMİTELERİ” KURULMASI

Kurulduğu günden itibaren Humanite sürekli ekonomik sıkıntı çekmiştir. Yalnız bunlar esas olarak FKP’nin kurulması ve Humanite’nin merkezi yayın organı haline gelmesinden sonra ağırlaşmış ve ekonomik zorluklara bir de açık siyasi baskılar eklenmiştir. 24 Mayıs 1924 tarihinde, diğer burjuva gazeteleri yalan haber yaptığını iddia ettiği için Humanite 10.000 frank para cezasına çarptırılır. 20 kuruşa satılan bir gazetenin 10 bin frank para cezasına çarptırılmasının ne kadar ciddi bir durum olduğu ve doğrudan ekonomik bakımdan çökertmeye yönelik siyasal bir baskı oluşturduğu açık olsa gerek. Aynı dönemde gazete Yayın Yönetmeni Vandeputte, ünlü yazar Henri Barbusse’ün bir konuşmasını yayınladığı için 3 ay hapis cezasına çarptırılır. Fransız emperyalizminin 1925’te Fas’ta başlattığı savaşa karşı ciddi bir kampanya yürüttüğü için devlet gazeteye sayısız dava açar ve örneğin 10 Ekim 1925 tarihli gazete bu nedenle toplatılır. 16 Şubat 1927’de, Paul Vaillant-Couturier, İtalyan faşizminin kurucusu Mussolini’yi sert eleştiren bir yazı yayınladığı için, gazete İmtiyaz Sahibi Bellanger ile birlikte 3 ay hapis cezasına çarptırılır. 8 Nisan’da, Çinli emekçilerle kardeşleşme çağrısında bulunduğu için, Vaillant-Couturier hakkında yine dava açılır. 12 Ocak 1928’de Vaillant-Couturier hapse atılır, daha sonraki yıllarda birkaç defa daha hücre yolunu görecektir.

FKP bu yıllarda Fransız emperyalizminin savaşlarına karşı mücadelede en önlerde gelir. Humanite de yürütülen kampanyada merkezi bir rol üstlenir ve egemen sınıfları defalarca rahatsız eder. 17 Temmuz 1929’da, polis gazeteyi basar. Aynı ayın 25’inde ve 30’unda tekrar tekrar basılır gazete. Devlet Bolşevikleşen Humanite’yi çalıştırmamaya karar vermiştir. 31 Temmuzu 1 Ağustosa bağlayan gece, bu kez de polis matbaayı basar ve gazete baskısını durdurur. Redaksiyon hızlı davranır, sadece yazı başlıklarını değiştirerek gazeteyi tekrar basar, ama gazete sabah bayilerden tekrar toplatılır. Tüm bunlar ne FKP’yi ne de Humanite’yi usandırır. Dolayısıyla hükümet daha radikal çözümlere başvurur ve mali olarak gazeteyi boğma fırsatlarını kaçırmak istemez.

Humanite, İşçi ve Köylü Bankası’nın müşterisidir ve yaptığı yatırımlara bağlı olarak bankadan krediler alır. 1929 yılında gazetenin bankaya yüklü bir borcu vardır, ama aynı yıl bankanın da ekonomik sıkıntıları artar. Tardieu Hükümeti bankanın ekonomik sıkıntılarını bahane olarak kullanarak, 16 Ağustos’ta bankaya bir Kayyum atar. Kayyumun ilk işi, Humanite’nin tüm borçlarını kısa süre içerisinde kapatmasını dayatmak olur. FKP’nin bunu kapatabilme olanağı yoktur. Marcel Cachin işçi ve emekçilere bir çağrıda bulunur ve meselenin ciddiyetini anlatan makaleler kaleme alır. Bu çağrılar üzerine “Humanite’yi Savunma Komiteleri” [CDH] kurulur. Humanite fabrikalarda tartışma konusu olur, sendikaların gündemine girer, CDH’lar fabrika önlerinde, emekçi semtlerinde kapı kapı dolaşarak bağış toplarlar. CDH’ların üye sayısı kısa bir süre içinde sadece Paris için 15.000’e yükselir. Yapılan hesaplamalara göre, 10 gün içinde, 30 Ağustos’ta 187 bin frank toplanır. Kampanya devam eder, 20 Kasım’da 800 bin franka ulaşılır. 17 Aralık’ta tekrar yapılan hesaba göre ise, 1,5 milyon frank toplanmıştır. Humanite işçi ve emekçilerin seferberliğiyle kurtulmuştur.

Sermayenin saldırısı karşısında, FKP’nin üyeleri çevresinden çok daha geniş bir çevrede bulunan emekçiler Humanite’yi Savunma Komitelerini kurmuş, gazetelerini kurtarmakla yetinmeyip, ona yeni bir koridor da açmışlardır. Bu başarıyı kutlamak için 7 Eylül 1930’da ilk Humanite şenliği Paris’in kuzey-batısında bulunan Besons şehrinde gerçekleşir ve gerçek bir halk şenliği havasında geçer. Burjuvazinin Humanite’yi boğma teşebbüsü ters tepmiş, yapılan seferberlikle, FKP, ulaşamadığı kesimler ile daha ileriden ilişkiler kurabilmiştir.

FKP’NİN GÜÇLÜ KİTLE PARTİSİ VE HUMANİTE’NİN SINIFLAR MÜCADELESİNİN SORUNLARINA CEVAP VEREN İLERİ BİR ORGAN OLMASI

Humanite’nin, FKP’nin gerçek bir kitle partisi olmasında belirleyici rol oynamaya başlaması da, esas olarak bu yıllardan itibaren başlar. Temmuz 1930’da, Maurice Thorez FKP’nin genel sekreteri seçilir ve partisinin büyümesinde belirleyici bir rol üstlenir. Thorez, Komintern’in desteği ile, FKP içinde etkili olan sekter ve uvriyerist çizgiye karşı yeniden örgütlenme sürecini başlatır ve Humanite gazetesi bu süreçte önemli görev üstlenir. Günlük gazete, Parti’nin yeniden inşasında önemli bir yer üstleneceğinin farkındadır ve onun ilerlemesinin Parti’nin gerçek işçi partisi olma konusunda adımlar atması anlamına geldiğini bilir. Dolayısıyla, iç örgütlenmeye yönelik alınan kararların yanı sıra Humanite’nin sınıflar mücadelesinin ihtiyaçlarına daha ilerden cevap veren bir organ olabilmesi sorunları da gündeme gelir.

Yeni Genel Sekreter, 27 Haziran 1931 tarihinde toplanan Merkez Komitesi toplantısında sunduğu siyasi raporda, Humanite’nin durumuna da değinir:

“Humanite’nin satışlarındaki durgunluğu görmemezlikten gelemeyiz. İşçilerin günlük olarak sordukları sorulara cevap verebilme amaçlı emekçi kitleler içinde Parti politikasının tam olarak yansıtılması sorunu, gerek içerik, gerekse de biçimi açısından tüm Humanite sorununu gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor, zira işçiler aradıkları cevapları bizim gazetede bulamayabiliyorlar. Yalnız belirtmek gerekir ki, parti komiteleri, hücreleri Humanite konusunda yeterince duyarlı davranmıyorlar. Gazetenin dağıtımına, fabrikada satışların örgütlenmesine sadece kimi yoldaşlar ilgi gösteriyor. Savunma Komiteleri her şeyle uğraşıyor ve olması gereken tek görevlerini böylelikle aksatıyorlar: Humanite’nin dağıtımı ve ona destek çıkma. Paris bölgesindeki Savunma Komitelerinin yönetiminin tahlili budur. Kuşkusuz bu konuda tüm partinin dikkatini buraya çekmek ve bu durumu değiştirmek gerekiyor.”⁶

M. Thorez, Parti yönetici organlarında var olan sekter çizgiye karşı kaleme aldığı 4 ayrı makalesini, iki haftalık teorik dergide değil de, 14 Ağustos, 21 Ağustos, 1 Eylül ve 23 Eylül 1931 tarihlerinde Humanite gazetesinde yayınlayarak, yeniden inşa sürecinde işçilerin daha ilerden rol oynamasının olanaklarını yaratır. Bu makaleler ve alınan örgütsel önlemler komünistler içinde coşkuyla karşılanır ve parti içinde bürokrasiye karşı bir canlanma yaşanır. Aynı dönemde, ABD’de 1929’da patlak veren kriz Avrupa’ya ulaşır ve milyonlarca emekçi içinde yoksulluk artar, işsizler ordusu büyür… Parti yönetiminde Barbe-Celor ikilisinin sekter çizgisinin yenilmesi ve bunların partiden ihraç edilmesiyle birlikte, Humanite, bu dönemde proletaryanın yanı sıra tüm yoksulların da sesi olur ve krizin gerçek sorumlularının kim olduğuna dair rakamlarla kanıtlanmış ve röportajlarla beslenmiş kısa, basit ve rahat anlaşılan araştırmalar yayınlar. İşçi ve işsizlerin yaşam koşullarıyla mücadeleleri yine gazetenin her sayısında sayfalarını dolduran haberler arasında yer alır.

HUMANİTE VE ANTİFAŞİST MÜCADELE

Krizin etkilerinin büyümesiyle aşırı sağcı ve faşist örgütlenmeler de güçlenir. 6 Mayıs 1932’de, milletvekili seçimlerinin iki turu arasında Cumhurbaşkanı Paul Doumer bir Rus göçmen olan Gorgoulov tarafından katledilir. Hükümet hemen Gorgoulov’u III. Enternasyonal’in bir ajanı olarak tanıtır ve güçlü bir antikomünist kampanya başlatılır. Humanite hiç zaman geciktirmeden bir özel sayı basar ve Gorgoulov’un antikomünist, Sovyet düşmanı ve hükümetin hizmetinde olduğunu kanıtlayan yazılar yayınlayarak işçileri provokasyona gelmemeye çağırır. Birkaç gün sonra Humanite’nin söylediklerinin doğruluğu kanıtlanır. Ama provokasyonlar devam eder. Almanya’da 27-28 Şubat 1933 gecesi, Goering’in emriyle, Van der Lubbe adlı iki yıl önce Hollanda Komünist Partisi tarafından provokatör olarak nitelendirilerek uzaklaştırılan kişi Reichstag’ı yakar. İktidara birkaç hafta önce gelen Hitler bunu diktatörlüğünü pekiştirmek için değerlendirir ve III. Enternasyonal’in lideri Dimitrov’u suçlar. Ertesi günlerde FKP işçileri protesto mitingine çağırır ve Paul Vaillant-Couturier ve Gabriel Peri’nin makaleleri provokasyonun tüm yönlerine ışık tutar. Duruşma tarihi yaklaştıkça, tüm Avrupa’da protestolar ve dolayısıyla da Humanite’de yayınlanan makalelerin sayısı da artar. Ancak Fransa’da faşist provokasyonlar da devam eder. Faşizme karşı mücadele en acil sorunlar arasındadır artık. Bu koşullarda Maurice Thorez tüm partinin dikkatini tekrar Humanite’nin üzerine çeker. 7 Ocak 1934’te yayınladığı bir makalede günlük gazetenin önemini şu şekilde hatırlatır: “Değeri ölçülemez olan Humanite’yi daha ileriden kullanmalıyız. Gazetemiz en ileri ajitatör, en donanmış propagandacı olmalıdır. İşçi mücadelelerinin kolektif örgütleyicisi olmalıdır. Bunu yapabilmek için hem içeriği, hem de dağıtımı açısından fabrikalarla ilişkileri daha da yaygınlaştırılmalıdır.”⁷ 24 Ocak’taki Merkez Komitesi toplantısında sunduğu raporda, Genel Sekreter tekrar bu konuya vurgu yapar ve partinin çizgisini tam olarak yansıtabilmek için işçi muhabirlerine ve mektuplarına ağırlık verilmesini ve gazetenin dağıtımının tüm örgüt ve hücrelerin sürekli gündemlerinden birisi olması gerektiği fikrini savunur.

6 Şubat 1934’te, faşistler Meclis’i basıp hükümeti devirme teşebbüsünde bulunurlar. Humanite’nin faşizme karşı mücadele çağrısında bulunmanın yanı sıra en fazla gündeme getirdiği konuların başında gelen ortak cephenin oluşturulmasıdır. FKP’nin ortak cephe politikasını işçiler içinde en aktif yayan yayın organı yine Humanite olur. Faşist tehdidi gören işçiler içerisinde güçlenen bu fikir, Humanite satırlarında ete kemiğe bürünür, ufak da olsa bu yönlü tüm işçi inisiyatifleri uzun uzun yazılır ve tüm ülkeye örnek olarak sunulur. Başarılı olan işçi birliklerinin neden ve nasıl başarılı oldukları, dağılan birliklerin ise dağılma nedenleri basit dille yazılır çizilir.

Şubat ile Temmuz 1934 ayları arasında, ortak cephenin önemini işleyen yazı, aydın, sendikacı ve kitle örgütü yöneticileriyle röportajlar, çağrılar, onun için mücadele eden işçilerden gelen mektuplar yüzlercedir. 27 Haziran tarihli Humanite “Birleşik Cephe’nin zaferi” başlığıyla çıkar. Komünistler ile Sosyalistler “ortak cephe” konusunda anlaşmışlar ve ortak mitingler düzenlemeye karar vermişlerdir. 16 Temmuz tarihli Humanite’nin manşetten verdiği haber şöyledir: “Faşizme ve savaşa karşı ortak mücadele cephesi. Sosyalist Parti’nin Ulusal Konseyi mücadele birliğini 366 oya karşı 3471 oyla kararlaştırdı.” Ekim ayında orta sınıfı temsil eden Radikal Parti’nin kongresinden sonra, onun da mücadele birliğine katılmayı kabul etmesiyle birlikte artık Halk Cephesi kurulması süreci başlamıştır. Üç parti arasında mücadele birliğinden de öte seçimlere ortak girme tartışması başlamıştır. Aynı aylarda 1921’de ikiye bölünen CGT ve CGT-U sendikalarında tekrar birleşmeye yönelik görüşmeler de başlar. Humanite gazetesi günlük olarak bu süreçleri yakından takip eder, bilgilendirmenin yanı sıra açık tutum da belirler, sürekli ileri işçilere seslenerek, alınması gereken tavırları ortaya koyar. 27 Eylül 1935 tarihli manşet şu şekildedir: “Birlik faşizmi ezer ve savaşı yener. Sendikal birlik gerçekleşti.” Ertesi gün yine aynı konu manşet olur: “İki sendika kongreleri birlik istiyor.” Bu yıllarda Humanite’nin tirajı 201 binden 1936 yılına girildiğinde ortalama 250 bine çıkmıştır.⁸ FKP’nin etkisi de genişlemiş, daha geniş kesimlere seslenmeye başlamıştır. 27 Nisan 1936 tarihinde düzenlenen seçimlerde, FKP, 1932’de düzenlenen seçimlerde aldığı 790 bin oyu neredeyse ikiye katlayarak 1 buçuk milyon civarında oy alır. Seçimlerin 2. turunda Halk Cephesi için oy verme çağrısı yapar. 4 Mayıs tarihli Humanite gazetesi manşetten şu haberi verir: “Fransa halkı Ekmek, Barış, Özgürlük için oy kullandı. Büyük zafer. Halk cephesi kazandı.”

Sosyalist Leon Blum’un yönetiminde, FKP’nin dışardan desteklediği bir hükümet kurulur. Aynı sırada işçilerin devasa grevleri başlar. Halk Cephesi Hükümeti, işçilerin taleplerini kabul ettirmek için patronlar ve işçileri Başbakanlık sarayında aynı masa etrafında bir araya getirir. Humanite tüm işçilerin taleplerinin en keskin savunucusu olur ve her gün bu taleplerle ilgili sayfalarca haber yapar. 1936 ilkbahar grevlerinde gazetenin günlük satışı 400 bine, pazar günleri ise 600 bine kadar çıkar.⁹ İşçiler süreçten önemli kazanımlarla çıkarlar, ama kimi radikal anarşizan işçiler genel grevi devam ettirerek Halk Cephesi Hükümetini yıpratmak isterler. Faşizme ve savaşa karşı büyük zorluklar içinde kurulan Cephe’nin bölünmesi daha büyük zararlara neden olacaktır ve Maurice Thorez 12 Haziran tarihinde ünlü “bir grevi bitirmesini bilmek gerekir” çağrısında bulunur.

Humanite gazetesinin sayfaları bu yılların en gerçekçi şahididir ve görevini yerine getirebilmesi için gazete kadrosu yetenekli ve fedakâr bir ekipten oluşmaktadır. Ancak 10 Ekim 1937 tarihinde, FKP’nin Merkez Komite üyesi ve Humanite yazı işleri müdürü olan Paul Vaillant-Couturier vefat eder. Onun yerine, yine Merkez Komite üyesi olan Georges Cogniot getirilir.

Halk Cephesi içerde faşist güçleri geriletebilmiş, ama dış politikada tavizler veren ve dolayısıyla da Hitler başta olmak üzere faşizmi cesaretlendiren bir çizgi izlemeyi seçmiştir. Örneğin faşistlerin İspanyol Cumhuriyeti’ni boğmasına, Avusturya’yı işgal etmelerine ve Çekoslovakya’yı parçalamalarına göz yummuştur. FKP bu eğilimi protesto etmiş, Humanite’de her geri adıma karşı çıkan ve bunları teşhir eden makaleler yayınlamış ve Komünist Parti’de nihayetinde sürdürülemeyecek hale gelen bu çizgiye desteğini çekmiştir. Nisan 1938’de Leon Blum Meclis’te çoğunluğu kaybedince istifa eder ve Halk Cephesi’nin de sonu gelir. Savaş tehdidi her geçen gün daha da artar. 28 Eylül 1938’de kurulan Daladier Hükümeti Munich anlaşmalarını övünerek imzalayarak Hitler’in doğuda önünü açar ve dolayısıyla artık savaş kaçınılmaz olur. 30 Eylül 1938 tarihli Humanite’de, Gabriel Peri haklı olarak, “Teslim olarak, geriye çekilerek, verilen sözleri tutmayarak asla barış satın alınamaz” diye yazarak, Fransız Hükümetini sert dille eleştirir. Ve haklı da çıkar, zira kısa bir süre sonra II. Emperyalist Savaş başlar.

II. DÜNYA SAVAŞI VE HUMANİTE’NİN YASAKLANMASI

1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırmasından iki gün sonra İngiltere ve Fransa Hitler’e karşı resmen savaş açar, ama bu iki ülke egemenleriyle yöneticilerine göre esas düşman hâlâ SSCB’dir. Savaş ilan edilmiş olmasına karşın Daladier Hükümeti Hitler Almanya’sına karşı hiçbir savaş hazırlığına girmez. Tam tersine, SSCB’nin Finlandiya savaşına, sosyalist vatana karşı savaşmak için asker gönderir ve 150 bin askeri olan bir orduyu yöneten General Weygand’u Kafkasya’ya gönderme hazırlığına girişir. Tüm bu hazırlıkları gizlemek ve antikomünist kampanyayı güçlendirmek için, Hükümet, FKP ve onun tüm basınını yasaklama hazırlıklarını da hızlandırır. Humanite gazetesi, daha Almanya’ya karşı savaş resmen ilan edilmeden tam 1 hafta önce, yani 26 Ağustos 1939 tarihinde yasaklanır. Gerekçe hazırdır: “Humanite Almanya-Sovyetler Birliği saldırmazlık paktını destekliyor.” Humanite’nin yasaklanmasının ardından tüm komünistlere yönelik baskılar artar. Ardından FKP yasaklanır ve Ekim 1939’da komünist milletvekilleri Meclis’te apar topar gözaltına alınıp tutuklanırlar. Milletvekilleri Ocak 1940’ta vatandaşlıktan çıkartılır ve 3 Nisan’da ise hapis cezasına çarptırılırlar. 10 Nisan’da Sosyalist Parti üyesi Albert Serol komünist propaganda yapanlara ölüm cezası verilmesini öngören yasayı onaylatır. Ama Humanite’nin gizli basılarak dağıtılmasına engel olamaz. 26 Ekim 1939’dan Fransa’nın Hitler ve faşist işbirlikçi hükümetten kurtulmada belirleyici bir rol oynayan Ağustos 1944 Halk Ayaklanmasına kadar tam 317 sayı basılır. Bunlardan 197 sayı daktilo baskısı, 120 tanesi ise matbaa baskısı olarak çoğaltılarak elden ele gizlice dağıtılır. 1950’li yıllarda, tarihçilerin yaptığı hesaplara göre, bu yıllar arasında, bu 317 sayı, toplam 50 milyon civarında basılmıştır.

Bu 317 sayı, FKP’nin antifaşist mücadelesinde çok önemli bir rol üstlenmiştir. Çoğu zaman bir sayfadır, ama birbirleriyle çok sınırlı, bazen hiçbir bağı olmayan on binlerce direnişçinin ortak amaç etrafında aynı yönde ilerlemesinin en temel araçlarından birisidir. Humanite sayfaları, gerek ülke gerekse de uluslararası boyutta yaşananları, kısa da olsa tek doğru bildiren sayfalar olacaktır bu yıllarda. Direnişçilerin yaptıkları eylemleri sıralayan, sürekli mücadeleye çağıran ve hiçbir zaman, en karanlık yıllarda bile asla karamsarlığa düşmeyen bir ışık olmuştur.

Hitler orduları tarafından işgal edilen Fransa’dan Gestapo’nun haftalık olarak Berlin’e gönderdiği “Fransa’da komünistlerin faaliyetleri” konulu raporlarda Humanite’nin basılması ve dağıtılma konusu önemli bir yer tutar, işgalci faşist ordu Humanite’nin yok edilmesini sürekli olarak en önemli hedeflerinden birisi olarak belirlerdi. İşgal yıllarında Fransa’da idama mahkûm edilen ilk direnişçinin Andre Brechet, yani Humanite gazetesinin Paris sorumlusu olması hiç de tesadüf değildir. Fransa’nın işgal altında olduğu yaklaşık 5 yıl boyunca on binlerce komünist katledilmiştir; bunlar içinde Humanite’nin gerçek bir işçi gazetesi olmasında önemli rol üstlenmiş 12 redaktör de vardır:

Lucien Sampaix, Humanite’nin Genel Sekreteri, 1941 yılında kurşuna dizildi. Gabriel Peri, FKP Merkez Komite üyesi ve Humanite’nin dış politika sorumlusu, 1941 yılında kurşuna dizildi. Pierre Lacan, Redaksiyon Sekreteri, 1942 yılında kurşuna dizildi. Robert Blanche, Redaksiyon Sekreteri, 1942 yılında kurşuna dizildi. Rene Lepape, redaktör, 1942 yılında kurşuna dizildi. Henry Terryn, İç Politika Redaktörü, 1942 yılında kurşuna dizildi. Lea Maury, redaktör, 1943 yaralanarak öldürüldü. Andre Chennevieres, Sanat ve Edebiyat sayfaları Redaktörü, 1944 yılında çatışmada öldürüldü. Victor Messer, redaktör, 1945 yılında toplama kamplarında öldürüldü. Pierre Mars, redaktör, 1945 yılında yetersiz beslenmekten öldü. Raoul Chollet, fotoğrafçı, işkencede katledildi. Maurice Grandcoing, redaktör, 1942 yılında kurşuna dizildi.¹⁰

Bu liste uzatılabilir, zira direniş yıllarında katledilen 70 bin civarında komünistin hepsi de Humanite’nin bir parçasıdır…

Humanite’nin karanlık yıllarda yayımlanan 317 sayısının sonuncusu 18 Ağustos 1944’te çıkar ve manşeti ise şudur: “Ulusal kurtuluş isyanı için ilerleyelim”. Hitler ordularının Paris’ten geri çekilmeye başlamasıyla birlikte Humanite hemen güneş ışığına çıkar. 21 Ağustos 1944 Pazartesi günü Humanite satıcıları, Hitler askerleri daha birkaç kilometre ilerdeyken ve çatışmalar devam etmesine rağmen ajitasyon yaparak elden satışa başlarlar. Gazetenin manşeti şudur: “Fransa ve Paris’in savaşı devam ediyor. Müttefikler kurtulmuş Paris’te büyük coşkuyla karşılanmalıdır.” Ertesi gün, FKP Sekreteri Jacques Duclos’nun imzasıyla Humanite “Tüm Parisliler barikatlara!” çağrısı yapar.

Ama gazete daha geniş kesime iletilmelidir ve satıcılar sırtlarında yüzlerce gazeteyle onlarca kilometre bisikletle giderek gazete satarlar. Bu dağıtım koşullarında onlarca komünist katledilir, zira birçok yerde çatışmalar hâlâ devam etmektedir.

HUMANİTE VE SOĞUK SAVAŞ

II. Dünya Savaşı 8 Mayıs 1945’te bitmiş, ama hemen “Soğuk Savaş” başlamıştır. Ülkenin kurtuluşunda en önemli rolü üstlenmiş olan FKP artık ülkenin de en güçlü partisi olmuştur. Komünistler, Mayıs 1947’ye kadar değişik hükümetlerde görevler üstlenmiş, “soğuk savaşın” “ısınmasıyla” hükümetin dışına itilmişler ve artık mücadele başka boyutlar almıştır. Mücadelenin ideolojik boyutu özellikle öne çıkınca, Humanite’nin yayımı ve dağıtımı her zamankinden daha fazla bir önem kazanmıştır. Çalışma koşul ve yasalarıyla pazar günleri tüm gazetelerin basımını neredeyse imkânsızlaşınca, 3 Ekim 1948’den itibaren perşembeleri dağıtıma giren Humanite-Dimanche (Humanite-Pazar) isimli bir dergi çıkmaya başlamıştır.

6 Şubat 1949’da Parti Konferansı’ndan sunduğu raporda, Genel Sekreter Maurice Thorez, “Parti basının günlük dağıtımını gündemine almayan hiçbir hücre, hiçbir bölge komite toplantısı artık kalmamalıdır” diye çağrı yapar. Uluslararası düzeyde yürütülen ideolojik savaşın gereklerinin yanı sıra FKP’nin üye sayısının da büyük oranda artması ve buna bağlı olarak da teorik seviyenin düşmesi de, Humanite’nin rolünü daha çok arttırmıştır.

Humanite Merkez Komitesi’nin yayın organıdır, ama FKP’nin yönettiği onlarca gazete vardır, bu yıllarda. Değişik bölgede yayın yapan bu gazetelerin orkestra şefi Humanite’dir ve buradaki bir zayıflık tüm parti basınına yansır. Thorez’in tüm partinin dikkatini buraya çekmesi, bu nedenle de, tesadüf değildir. Gazetenin emekçi kitleleriyle bağını güçlendirmesi her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır.

1951 yılında, Humanite’nin, ülkenin her yanına, tüm fabrikalara yayılmış toplam 873 muhabiri bulunur, bunların 500 tanesi sadece bir yıldır bu görevi üstlenmişlerdir.¹¹ Humanite’nin dağıtımı bu yıllarda artar, Humanite-Dimanche’un dağıtımı neredeyse günlük gazetenin 3 katına çıkar, bunun nedeni, hafta sonları parti militanlarının ezici çoğunluğunun elden dağıtımlar için seferber olmasıdır.

1950’Lİ YILLARDA FKP YÖNETİMİNİN HUMANİTE DEĞERLENDİRMELERİ

“Soğuk Savaş” yıllarında, FKP, Uluslararası Komünist Hareketin en önemli güçlerinden birisidir. Önemli bir birikimi ve tecrübesi vardır ve yeni koşullarda Merkezi Yayın Organı Humanite’yi sürekli daha da etkili kılma, yönetici organların en önemli sorunları arasında yer almıştır.

1950’li yıllarda FKP yönetici organlarının Humanite’ye ilişkin birçok değerlendirmeleri olmuştur. Özellikle de 1954’te gazetenin 50. yıldönümü ve 1959’da “Humanite’yi Savunma Komiteleri”nin (CDH) kuruluşunun 30. yıldönümü bu değerlendirmelere vesile olmuştur.

Gazetenin 50. yılı vesilesiyle FKP Genel Sekreteri Maurice Thorez kaleme aldığı bir makaleyle 50 yıllık süreci değerlendirir. Thorez günlük gazetenin editoryal çizgisini şu şekilde özetler: “Son 50 yıl içinde bütün haklı davalar kendilerine yorulmak bilmez bir savunucu buldular. Humanite işçilerin ekmeği için, barış, özgürlük, ulusal bağımsızlık için mücadele etti. Tüm boynu bükükler, üzgünler, proleterler için, ulusun canlı gücünü temsil edenler için, onun bitmez tükenmez zenginliği ve yüceliğini temsil edenler için, ülkemizin esas gücünü temsil edenler için, eşitsiz bir düzen tarafından iliklerine kadar sömürülüp hiçbir şey alamayanlar için, işsizliğin ve geleceksizlik korkusu altında yaşayanlar için, sürekli ezici işlerde çalışmaya rağmen bitmez tükenmez sorunlar, kesintiler, yoksulluk altında yaşamaya zorlananlar için Humanite sürekli safını belirledi.”

50 yıllık mücadelenin köşe taşlarını ifade ettikten sonra Maurice Thorez “Humanite’nin ışığı nereden gelir?”¹² diye sorar. Sözü, yine, FKP’nin büyük bir işçi kitle partisi olmasında ve Humanite’nin de kitleler içinde partinin en keskin silahı olabilmesinde birinci dereceden rol üstlenmiş olan Maurice Thorez’e bırakalım:

“[Humanite] kapitalist toplumun tüm mağdurlarına daha iyi günlerin olabileceği kesin gerçeğini açıklar. Onlara ne olduklarının ve neler yapabileceklerinin bilincini verir. Onlara asla umutsuz olmamayı, egemen sınıflara karşı daha ileri mücadeleleri kazanabilmek için birleşmeyi öğretir. Gençlere ulusal onuru aşılar, kimsenin köleler topluluğu yapamayacağı halkımızın daha iyi günlere ulaşacağı güvenini sunar. Bizleri daha fazla köleleştirebilmek için ileri sürülmüş bilinçli yalanları paramparça eder. Vatanımızın yüceliğini oluşturan ahlaki ve entelektüel değerleri yüceltir.

“Burjuvazimiz tarafından ulusal baskı zincirleri altında tutulan halklar için ülkemizin emekçi kitlelerinin eylemli sempatisini ifade eder, halkların bağımsızlık mücadelelerine destek verir. Proletarya enternasyonalizmi ile vatan savunmasını, sosyalist devrim fikri ile adaletsizlik ve sömürüye karşı oluşmuş ulusal Fransız geleneğini birleştirir. Humanite faşizmin mağdurlarını savundu, Dimitrov’u yüceltti, Sacco ve Vanzetti’nin, Scottsborough siyahlarının, Rosenberg çiftinin Amerikan emperyalizmi tarafından katledilmesine karşı mücadele etti…

“İnsanın tehdit altında olduğu her yerde insanlığı savundu. Stalin’in şu sözleri onun çizgisi oldu: ‘İnsan, en değerli sermayedir’, yanı sıra Marx’ın şu sözleri ona hep ilham kaynağı oldu: ‘İşçi sınıfı tüm insanlığı kurtararak kendisini kurtarabilir’… Bu anlamıyla Humanite her geçen gün bu güzel [İnsanlık] ismini haklı çıkardı.”¹³

Yalnız Humanite’yi Humanite yapan, belirlenen çizgiyi hayata geçiren, olayları değerlendiren, kaleme alan, günlük olarak yaşanan yüzlerce olay içinde en belirleyici halkaları seçen, bunlar arasında bağları kuran gazetenin yönetici kadrosudur. Maurice Thorez, sözünü ettiğimiz makalesinde sosyalizmin en ileri temsilcileriyle bağ kurar: “Fransız sosyalizminin en ileri temsilcileri ta başından itibaren Humanite ile işbirliği içinde oldular. Ansiklopedik kültüre sahip halk savunucusu Jean Jaures, Marksist fikirleri yayan Jules Guesde, çok saf bir üslup ile polemik yapan Paul Lafargue… Daha sonraları, Guesdizmin okulunda yetişen Marcel Cachin, Bolşeviklerin derslerini ilk öğrenen kişi olabildi. Söz ve kalemiyle, milyonlarca insanın kalp ve ruhunu ateşlendirebildi, Paris Komünü’nün devamcısı Sovyetler Cumhuriyetini tanıma ve onu sevmeyi öğretebildi. Onun yanında Paul Vaillant-Couturier, I. Dünya Savaşı kuşağından olarak kendi tecrübesinden savaşı lanetleyebilmiş, komünizmi ise ‘dünyanın gençliği’ olarak tanımlamıştı. Yüksek bir polemik yetenekle ‘mutlu bir gelecek’ mücadelesinin yolunu günlük olarak parlatabildi. […] Onların yönetiminde halkına bağlı onlarca gazeteci eğitildi. Bunlar içinde Gabriel Peri […] ve Lucien Sampaix […] Humanite’nin birçok redaktörü ile birlikte davaları uğruna can verdiler.”

FKP’nin Genel Sekreteri, başarılarının yanı sıra, burjuvazinin karalamak için yaydığı Humanite’nin “karanlık kaynakları” sorununa da değinir: “Dış mihrakların emirlerini yayan burjuva basınına karşı işçilerin davasını, Fransa’nın davasını savunan tek gazete [Humanite’dir]. Ülkemizin en büyük partisinin yayın organı halkın verdikleriyle yaşıyor. Okurlarının, gönüllü satıcılarının, yüce CDH’lerin fedakârlığıyla, redaktörlerinin özverileriyle ayakta duruyor… İşçi sınıfının ona duyduğu güven, tüm çalışan ve destekleyenlerinin kişisel çıkarlarını düşünmeme ve parti ruhuyla hareket etmeleri… işte Humanite’nin bitmez tükenmez sermayesini, ‘karanlık’ kaynaklarını ve başarısının sırrını oluşturuyor.”

FKP Genel Sekreteri, işçi sınıfının kurtuluşu için mücadelenin en ileri araçlarından birisi olan Humanite’nin üç temel hedefi olduğunu söyler ve bunları şu şekilde sıralar:

“Görevlerinden ilki ajitasyon çalışmasını yapmaktır, günlük politikanın durumuna dair kitlelere doğru tahliller sunmaktır, işçilerin taleplerini yaygınlaştırmaktır, yaşam koşullarına ve özgürlüklere karşı gericiliğin saldırılarını, barışı tehditlerini teşhir etmektir.

“Ardından, propaganda ve eğiticilik görevini üstlenmektir, yani kitlelerin Marksizm-Leninizmin yüce fikirlerini, sosyal hareketin bilimsel anlayışını ve Fransa’nın geleceğini anlamalarına yardımcı olmaktır. Humanite, okurlarına sunduğu gerekli zorunlu teorik kavramları öğrenebilme ve böylelikle bir yandan partinin kararlarını doğru anlama, diğer yandan ise işçi sınıfın, halkın ve ülkenin çıkarlarına uygun siyasi çizgiyi hayata geçirebilme için inisiyatif alma olanakları sağlar.

“Ancak, işçi partisinin gazetesi sadece ajitatör ve kolektif propagandacı olmakla sınırlı tutulamaz. Aynı zamanda kitlelerin kolektif örgütleyicisi de olmalıdır. Onları birliğe, ortak eyleme çağırma, en ileri birlik biçimlerinin neler olduğunu, en başarılı mücadele yöntemlerini, her somut durumda ulaşılması gereken somut hedeflerin neler olduğunu ortaya koyarak, tüm halkın enerjisini harekete geçirme ve yönlendirme diye bir görevi de vardır.”¹⁴

Humanite’nin 1954’e kadarki 50 yıllık tecrübesi, bu üç misyonu bazen eksiğiyle bazen zaafıyla olsa bile, hayata geçirebilmesinin tarihidir.

Dipnotlar

1. Örneğin hava iyice kararana kadar mumlar yakılmaz.

2. Marcel Cachin, “Rencontre avec Lenine”, in Cahiers du communisme, sayı 1, 1949.

3. “L’Humanite, une arme incomparable”, in Cahiers du communisme, sayı 4, 1954, sayfa 436.

4. Alexandre Courban, Humanite, Editions de l’Atelier, Paris, 2014.

5. Georges Cogniot, “L’Humanite, Arme essentielle du front ideologique”, in Les Cahiers du communisme, Mayıs 1949. André Stil, “Une qualité fondamentale d’un journal communiste: la liaison avec les masses”, Les conférences éducatives du PCF, 4 Aralık 1951.

6. Maurice Thorez, Tüm eserler, Kitap II, cilt 2, sayfa 57.

7. Maurice Thorez, Tüm eserler, Kitap II, cilt 5, sayfa 207.

8. Maurice Thorez, Tüm eserler, Kitap II, cilt 10, sayfa 98.

9. “L’Humanite, une arme incomparable”, in Cahiers du communisme, sayı 4, 1954, sayfa 439.

10. Etienne Fajon, En feuilletant l’Humanite-1904-1964, Editions sociales, 1964, sayfa 117.

11. André Stil, “Une qualité fondamentale d’un journal communiste: la liaison avec les masses”, Les conférences éducatives du PCF, 4 Aralık 1951, sayfa 6.

12. Maurice Thorez, “Les cinquante ans de l’Humanite”, Les Cahiers du communisme, sayı 4, 1954, sayfa 425.

13. İbid.

14. Maurice Thorez, “Hommage du Parti aux diffuseurs de ‘L’Humanite’”, Cahiers du communisme, sayı 5, Mayıs 1959, sayfa 538-539.

Yorumlar kapatıldı.

Özgürlük Dünyası 2022

Yukarı ↑