Fabrika çalışmamızın bazı sorunları

Fabrikalardan ve bölgelerden gelen haber ve mektupların değerlendirilmesi; fabrika çalışmamızı, çeşitli yönleriyle, daha önceden yazılıp çizilmiş bazı meselelerin tekrarı pahasına, yeniden ele alma ve irdelemeyi zorunlu kılıyor.
Biliniyor ki; işçi sınıfı içinde çalışma, özel olarak da fabrika çalışması, partimiz için her dönemin temel meselesidir. Bu durum; partimizin, bir işçi partisi olması ile ve parti olarak varlık nedeniyle doğrudan bağlantılıdır. Fabrikalar ve işyerleri, özellikle de büyük fabrikalar, partimizin temel çalışma ve örgütlenme alanlarıdır. Dolayısıyla, fabrikalarda süren çalışmamızın ve örgütlenme faaliyetlerimizin, hem işçi hareketinde yaşanan gelişmeler hem de çalışmanın ilerletilmesi ve çalışmada ortaya çıkan sorunlar bağlamında yeniden ele alınıp işlenmesi, anlaşılır bir durumdur.
Sorun, parti çalýþmasýnýn þu veya bu yönüne iliþkin görüþ birliði deðil, görüþ ve irade birliðine uygun bir çalýþmanýn, tüm yönleriyle örgütlenmesi ve istikrarlý olarak yürütülmesidir. Ýþçi sýnýfý içinde çalýþma ve mevzilenme, kadrolarýn ve güçlerimizin belli baþlý büyük fabrika ve iþyerlerinde yoðunlaþtýrýlmasý, hareketin asýl gücünün yattýðý büyük fabrikalarda örgütlü bir güç haline gelme, iþçi ve emekçi hareketine fabrika ve iþyerlerindeki örgütlü güçlerimizle katýlma ve geliþtirme, mücadeleci ve güçlü bir sendikal hareketin, bu güce dayanarak geliþtirilmesi – tüm bu konularda, parti örgütlerimizde tam bir görüþ birliðine raðmen, buna uygun bir çalýþmanýn yürütülmesinde önemli sorunlarýmýz, eksiklik ve yetersizliklerimiz varolmaya ve bunlarýn aþýlmasý, çalýþmanýn güçlendirilmesi, önümüzde bir görev olarak durmaya devam ediyor.
Örgüt çalışmasında gerekli olan, herkesi yeteneğine, özelliklerine ve deneyimine uygun, yapabileceği bir parti işinde görevlendirmektir. Ancak bu, her partilinin her işte görevlendirilebileceği, her birim ya da alanda sorumlu kılınabileceği anlamına gelmez. Hele de belli bir yerel alanda öncelikli çalışma ve yoğunlaşma birimleri ve alanları söz konusu olduğunda, mevcut kadro olanakları içinde en gelişkin, en yetenekli ve tecrübeli kadroları görevlendirmek doğru olanıdır.
Partimizin, öteden beri, işçi sınıfı içindeki çalışmada, büyük fabrika ve işyerlerinde görevlendirme konusundaki tutumu ve özeni bilinmektedir. Buna rağmen, yerel örgütlerimizde yapılan bazı görevlendirmeler, yerel plandaki temel fabrikalar, yoğunlaşarak çalışacağımız büyük fabrika ve işletmeler belirlemesine ve aynı zamanda, bu fabrika ve işletmelerin, işçi hareketi içinde tuttuğu yer ve öneme de uygun değildir.
Hâlâ, şekli türden ya da “bu fabrikaya da birini görevlendirdik” diyebilmek için görevlendirmeler yapılabilmekte. Böylesi durumlarda, görevli ya da görevliler de, çoğunlukla zaten ilişkide olunan işçilerle, temsilcilerle görüşerek, onlara partiden aktarmalar yaparak, elbet de bir şeyler yapmaya çalışarak, “ne uzar ne kısalır” seyrinde “görevini yerine getiriyor”! Yönetici organlarımız ve ilgili alan sorumlularımız, düşünce planında böyle bir görevlendirme ve “görevi yerine getirme” tarzını, böyle bir çalışmayı, hele de böyle bir yoğunlaşmayı savunmasalar da, fiilen yürüyen, daha doğrusu yürümeyen çalışma, bu oluyor. Yani, partimizin bunca yıllık işçi sınıfı içinde, fabrika ve işyerlerinde çalışma (tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla) deney, tecrübe ve birikimine hiç de uygun olmayan ve hatta bu birikime yabancı bir çalışma…
Böylesi durumlarda, ilgili fabrika ve işletmedeki çalışmanın seyri, ilişki içinde olduğumuz işçilerin, partiden bekledikleri ve almaları gereken yardım ve desteği alamadan yapmaya çalıştıkları ve yapabildiklerine bağlanıyor, ve zaman içinde, umduğunu bulamama kaynaklı bıkkınlık belirtileri ve idare etme durumları ortaya çıkıyor. İşin kötüsü, bu ve benzer durumlar, sanki çok zor görülebilir durumlarmış gibi, sürüyor ve gerekli müdahale yapılarak, gerekli önlemlerin alınması ve doğru bir çalışma hattına girilmesi uzun zaman alabiliyor. Böyle bir  fabrika çalışması nasıl kabullenilebilir, neyle açıklanabilir?
Şu anlaşılabilir bir durumdur; mevcut kadro olanaklarımızla bugün onlarca fabrika ve işyerinde değil de, az sayıda büyük fabrikada çalışma yürütebiliriz, diğer fabrika ve işyerlerindeki çalışmayı da, bu fabrikalardaki çalışmaya, ama gerçek anlamda bir çalışmaya bağlı olarak ele alır ve böyle çalışabiliriz. Mümkün olan en uygun ve kısa zamanda ve çalıştığımız fabrikalardaki gelişmelere ve çalışmanın ilerlemesine bağlı olarak, yine önem sırasıyla, diğer fabrikaları gündemimize alır ve çalışma yürütürüz. Ama, temel çalışma alanı olarak belirlediğimiz bir fabrika ya da işletmede böyle bir görevlendirme, böyle bir çalışma ve böyle bir çalışmanın yönetici organlarca ve sorumlularca kabulü  ve böyle sürmesinin müdahalesiz izlenmesi, anlaşılabilir tutumlar değildir.
Mektup ve haberler de ortaya koymaktadır ki; “fabrika ve işletmelerde düzenli ve istikrarlı  olarak sürdürülen, örnek bir parti birim çalışması azdır.” Ve birçok büyük fabrika ve işletmede ve yanı sıra onlarca fabrikada rutin ve yüzeysel bir çalışma sürmektedir. Örgütleme ve hele de yoğunlaşarak çalışma belirlemesiyle, büyük bir fabrikada yürüttüğümüz çalışma; sadece “bizden” ya da birkaç partili işçiyle sürdürülen bir ilişki ve bunun olanak verdiği bir çalışma, bildiri, broşür, gazete dağıtımı ve zaman zaman yapılan sendika toplantılarına katılma ya da toplantı düzenlemeyle sınırlı bir çalışma olmamalıdır.
Doğru ve işe uygun bir görevlendirme yapılmalı, görevlendirilen kadro veya kadrolar, fabrika işçilerinin arasına girmeli, yaşamını, sorumluluğu gereği işçiler arasında kurmalı ve işçiler arasında yaşamalıdır. İşyeri, sendika, işçilerin oturdukları semt ve mahallelerde, kahvelerinde, evlerinde kısaca işçi yaşamının tüm alanlarında işçilerle birlikte olabilmelidir. İşçilerin tümünü tanımaya çalışan ve giderek tanıyan, aynı zamanda işçilerce de tanınan, hepsiyle oturup konuşan, sohbet edip, (sadece politik meseleleri değil, gündelik yaşamın tüm sorunlarını, geçim, çoluk-çocuk ve sorunları, eğitim, kültür, sinema, müzik, edebiyat vb.) tartışabilen, güven veren ilişkiler içinde olabilmelidir. Sorumlu olduğu aydınlatma çalışmasını, ilerleme, mücadeleye daha ileriden katılma eğilimi, isteği ve çabasında olan işçiye yardım etmeyi, onları partide örgütlemeyi ve partili işçiler olarak gelişmelerine destek olmayı da, ancak böyle bir ilişki ve çalışma tarzı ile yerine getirebilir.
Ancak, büyük il örgütlerimizin öncelikli çalışma alanları olarak belirledikleri sanayi havzalarındaki gerek büyük fabrika ve işletmelerde, gerekse de organize sanayi sitelerindeki fabrika ve işyerlerinde (ki; bu fabrika ve işyerlerinin çoğunluğu, uzun yıllardır öncelikli ve önemli, yani yoğunlaşarak çalıştığımız ya da böyle belirlediğimiz fabrikalardır) yürütülen çalışmaya baktığımızda, çalışmamızın birçok yönünde zayıflıklar görülmektedir. Birçok fabrikada uzun zamandır çalışma yürütüyor olmamıza rağmen, ilişkilerimiz, birçok fabrikada üçer-beşer partili işçi ve onların dar çevresiyle sınırlıdır. Bazı işyerlerinde, birkaç işçiyle tanışılmış, ama epeydir görüşülemiyordur! Hemen tüm bölgelerde fabrika çalışmasında görevlendirecek kadro sıkıntısı çekilmektedir. Öncelikle çalışma yürüttüğümüz fabrika ve işyerlerinde, günlük gazete okur sayısı, ya partili işçiler kadar ya da birkaç fazlası, bazı işyerlerinde ilişkide olduğumuz işçi sayısının bile gerisindedir. Partili, çalışmaya katılan ve çevremizdeki işçilerin eğitimi ve geliştirilmesi, ilerletilmesi sorunu yaşanmaktadır.
Bütün önlemlere ve değiştirme çabalarına rağmen, fabrika çalışmamızda, özellikle de öncelikli çalışma birimleri olarak belirlediğimiz fabrikalardaki çalışmamızda, yeterli ve gerekli yoğunlaşma ve derinleşmeyi sağlayabilmiş değiliz. Bu fabrikalardaki çalışmalar, büyük ölçüde görevlendirilmiş kadroların yetenek, tecrübe, sebat ve kararlılıklarına (bu elbette gerekli ve önemli, ama yeterli değil, mektuplardan da bu çıkıyor) bağlı olarak sürüyor. Özellikle fabrika çalışmasında yeni ve tecrübeden yoksun kadrolar açısından, bu, ciddi bir sorun oluşturuyor. Buralarda süren çalışmaya yönetici organların ve sorumluların katılımlarının zayıflığı da, önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Görevlilerimiz, çoğunlukla partili işçilerle ve sınırlı bir çevreyle ilişkiyi aşamıyor. İlişkilerin gelişimi ve yaygınlaşması; ilişkide olduğumuz işçilerin ya da partili işçilerin yeni işçiler tanıştırmasına (bu, elbette gereklidir ve olacaktır, ama sadece bu yolla ilişkilerin yeterince genişleyemeyeceği açıktır) kalıyor. Görevlilerimizin işçiler arasına katılımı, semt, mahalle, işçi kahveleri, işçi evleri, doğal işçi kümelenmelerine girebilme, buralarda yeni işçiler tanıma, tanıdıklarıyla ilişkilerini ilerletme, işçi yaşamını derinlemesine tanıma ve katılma düzeyi hâlâ yetersizdir. Ayrıca, hem gazetenin parti çalışmasının temel aracı haline gelmesi ve böyle bir araç olarak kullanılması, hem de içlerinde olduğu ve onlardan biri olarak yaşadığı işçiler arasından gazeteye, kendi çalışmasını da kolaylaştıracak ve geliştirecek haber, yazı ve röportajlar çıkarma, yazma, yani gazeteye ciddi bir katılım (burada vurgulanan, işçi mektupları ve işçilerin yazdığı haberler değil, parti görevlilerimizin gazeteye katılımıdır) da oldukça yetersizdir. 
Parti çalışmamız; hiçbir zaman olmadığı gibi, bugün de, sorunlar, zaaflar ve olumsuzluklar toplamından ibaret bir çalışma değildir. Partimiz, tüm parti üye ve militanları ve parti gençliği; işçi sınıfına ve emekçi halka sarsılmaz bir bağlılık, işçi sınıfı ve halkın çıkarlarını tüm gücü ve samimiyetle savunma konumundadır. Herkesçe bilinmektedir ki; partimizin içinde yer almadığı, tüm gücüyle desteklemediği bir işçi eylemi ve mücadelesi yoktur. Günlük işçi gazetesi; işçi sınıfı ve emekçilerin sesi, soluğu; tüm haklarının, eylem, direniş ve mücadelelerinin sesi ve savunucusu olmuştur. Ve işte bu niteliği ve özellikleri dolayısıyla partimiz; kendi hata ve zaaflarına karşı her zaman uzlaşmaz bir tutum içinde olmuştur.
Fabrika çalışmamızın yalnızca olumsuzluklardan ibaret olmadığını söyledik. Yoğunlaşarak çalıştığımız, önemli ölçüde ilerleme sağladığımız, düzenli işleyen parti birim örgütlerimizin kurulduğu ve çalıştığı, işçi çevremizin genişlediği, gazetenin daha çok işçiye ulaştığı ve bir aydınlatma ve örgütlenme aracı olarak kullanımında ileriye adımların atıldığı fabrika ve işyeri çalışmalarımızın olduğu da bir gerçektir. Gerek fabrika ve işyerleri gerekse de organize sanayi sitelerinde, yakın çevremizi aşan, birkaç yüz işçinin katıldığı, işçi sınıfı ve ülkenin çeşitli sorunlarının tartışıldığı (iş yasası değişikliği ve buna karşı mücadele, Irak’a saldırı, Amerikan işgali, Irak’a asker gönderme, demokratikleşme vb.), aydınların ve sendikacıların da katılımıyla toplantılar düzenleniyor.
Buralarda, daha canlı ve günlük bir ajitasyon ve aydınlatma çalışması; gazeteye haber, yazı ve röportajlar gönderme ve bunların çıktığı günlerde, daha yaygın olmak üzere, gazetenin dağıtımı daha düzenli ve daha yaygın yapılıyor. İşçi yaşamına katılma, işçiler arasında yaşama,doğal işçi kümelenmelerine girme, işçi semt ve mahallelerini, işçi evlerini ve işçilerin bir araya geldiği mekanları (kahveler, yöre dernekleri vb.) fabrika çalışmasının sürdürüldüğü, devam ettirildiği alanlar haline getirmede gözle görülür ilerlemeler yaşanıyor. Ayrıca, yönetici organlarımız ve üyelerinin çalışmaya ilgisi, takibi ve katılımı daha ileriden ve olumlu. Sürdürülen çalışma, daha yakından izleniyor, içinde olunuyor ve destekleniyor.
Bu alanlarda sürdürülen ve olumluluklarıyla öne çıkan çalışmayı –daha da geliştirip güçlendirerek–, tüm alanlarda sürdürdüğümüz çalışmanın özellikleri haline getirme görevi ve sorumluluğu önümüzde duruyor. Dolayısıyla, bu yazıda parti çalışmasında ortaya çıkan olumsuzlukların ve eksikliklerin irdelenmesi ve eleştirisi; ne olumlulukları görmeyen ne de çalışmalara samimiyetle katılan tek tek partili ve işçileri hedef alan eleştirilerdir, ama, gerek anlayış planında gerekse de pratik çalışmada yaşamaya devam eden sorunları ve zaafları, olumsuzluk ve eksiklikleri hedef almaktadır.
Daha net görülebilmesi için, değerlendirilen ve eleştirilen sorunları mektuplardan örneklemeye çalışalım. Aynı sektörden işyerlerinin bulunduğu büyük bir komplekste uzunca bir süredir çalışma yürütüyoruz. Son birkaç yıldır da yoğunlaşarak çalıştığımız ve çalışmada görülür bir ilerlemenin, işçi çevremizde genişlemenin yaşandığı bu birim örgütümüz, mektubunda “şimdiye kadar neredeydik” dedirtecek bir değerlendirmeyle; grup üyelerimizin tanıdığı, az çok samimi olduğu işçilerle, başta gazete aboneliği olmak üzere parti çalışmalarına katma hedefiyle, mahalle ve evlerinde ilişki kurmayı önüne görev olarak koyuyor. Bu durum; birim örgütümüzün çalışmasındaki olumlu gelişmelere rağmen, işyeri çalışmamızın işyeri dışındaki alanları olarak ele almamız gereken işçi mahalleleri ve işçi evleri, işçilerin toplanma yerleri (ki bu alanların, işe başlarken gündemimize girmesi gereklidir) gibi alanlarda çalışmayı, en azından şimdiye kadar önemsemediği ya da es geçtiğini gösteriyor. Ve parti görevlilerimizin işçi yaşamına katılma, onlar arasında yaşama konusundaki zayıflıklarına işaret ediyor. Çalışmanın bu yönünü geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz.
Bir başka mektupta ise, “2000’in üzerinde işçi çalışıyor. Bölgenin en büyük fabrikası durumunda. Üç işçiyle düzensiz bağımız var, oturdukları mahalleleri biliyoruz. Fabrikanın bulunduğu bölgedeki semt çalışmasını genişleterek, (fabrika çalışmasını) sürdürmek gerekiyor.” değerlendirmesi yapılıyor. Memleketimizde iki bin işçinin çalıştığı kaç büyük fabrika var diye sorulsa, verilecek yanıt, açıktır ki, çok az olacaktır. Ve bu bölge, parti olarak, en az iki-üç yıl önceden yoğunlaşacağımız işçi havzalarından biri olarak belirlenmiştir. Gelinen yerde, yoğunlaşma alanlarımızdan birinde, bir işçi havzasında, bölgenin en büyük fabrikasında çalışmamızın düzeyi; “üç işçiyle düzensiz bir bağ” ve işe tersinden başlamayı öneren bir değerlendirme: “semt çalışmasını genişleterek sürdürmek”! İşte önümüzde uzunca bir zamandır sürdürülen, yoğunlaşarak sürdürülen fabrika çalışmasının sonuçları. Bu manzara kabul edilebilir mi? Alanda görevli ve sorumlu organımız görevini, sorumluluğunu yerine getirmedi, “düzensiz bağlarla” idare etti diyelim, bu alanın asli sorumlusu, yönetici organ ve üyeleri nerede? Bu durum karşısında ne yaptı, ne gibi önlemler aldı, bu fabrikadaki çalışmayı nasıl düzelteceğiz, nasıl örgütleneceğiz?
Baþka bir bölgeden gelen mektupta ise, o bölgede yoðunlaþarak çalýþma görevi belirlenmiþ büyük bir metal fabrikasýndan (yaný sýra, bazý fabrikalardan) hiç söz edilmiyor. Daha önceki bilgilerimizden, bu fabrikada tanýþýp görüþtüðümüz iþçiler vardý. Bu fabrika, iliþkide olduðumuz iþçilerde “beklenen” ilerleme görülemediði için gündemimizden düþtü mü? Ýþçi partisi olarak, büyüklüðü (iþçi sayýsý) ve iþçi hareketi içinde tuttuðu ya da tutabileceði yer nedeniyle, yönelmemiz ve sürekli bir çalýþma içinde olmamýz gereken yerde, yani büyük fabrikalardaki çalýþmayý örgütlemede kararlý ve ýsrarcý olacak mýyýz; yoksa iliþkide olduðumuz iþçilerin bize az çok daha yakýn ya da partili olduklarý iþyerleri ve fabrikalarda mý çalýþma yürüteceðiz? Ýþçi hareketinin ana gücünün yattýðý büyük fabrikalarda, zor ama iþçi hareketinin geliþimi açýsýndan önemli olaný mý, yoksa hemen çevremizdeki iþçilerin çalýþtýðý (elbette önemsiz deðil, ama ikincil olaný) bir anlamda elimizin altýndakini, kolay olaný mý seçeceðiz? Herhalde, her partilinin yanýtý, büyük fabrikalardaki çalýþma olacaktýr.
Yukarıda mektuplardan ve hergün gözlediğimiz çalışmanın tümünden sonuçlar çıkaracak olursak; öncelikle işçi sınıfının ve işçi hareketinin ana gücünü taşıyan büyük fabrika ve işletmelere yönelik çalışmayı esas alacak, örgütümüzü ve kadro potansiyelimizi buna uygun olarak mevzilendireceğiz. Büyük fabrika ve işletmelerde çalışma ve örgütlenmenin zorlukları nedeniyle, birkaç ay yönelip gazete, bildiri dağıtımı yaparak, birkaç işçiyle tanışıp kısa vadede beklediğimizi bulamayınca yüz-geri etmeye, yönelim ve çabanın rolantiye düşürülmesine, ilişkilerin “düzensiz bağa” dönüştürülmesine, kolaycı bir yaklaşımla  “bizimkilerden” bir çevrenin olduğu küçük  istikrasız işyerlerine “yoğunlaşılmasına” müsaade etmeyeceğiz.
Büyük fabrika ve işletmelere yönelik çalışmada; “en kararlı, en gelişkin, en yetenekli kadrolarla işçi sınıfına, büyük fabrika ve işletmelere” tutumuyla hareket ederek, doğru ve yerinde görevlendirmeler yapacağız. Ama kadroların, ancak çalışma içinde yetişecekleri ve yeteneklerini geliştirebileceklerinin bilincinde olarak; ilerleme istek ve çabasındaki her işçiyi, kararını vermiş işçi sınıfına ve mücadelesine bağlanma tutumu içindeki genç ve okumuş kesimlerden partilileri ve genç aydınları da (ileri, profesyonel kadrolarımızın yanında, yayın ve materyal dağıtımı, işçilerle okuma, onların politik eğitimlerine yardımcı olmak üzere mutlaka iş vermeliyiz) cesaret ve girişkenlikle görevlendirmekten kaçınmayacağız. Onlara çalışma içinde yakın durarak, işlerini tökezlemeden öğrenmelerine, yetenek ve becerilerinin gelişmesine ve politik ilerlemelerine yardımcı olacağız. Fabrika çalışmasında görevlendirecek  kadro sıkıntısını aşmanın başkaca bir yolu da yoktur.
Yönetici ve sorumlu organlar, sorumlu oldukları alanda, her gün hangi fabrikada ne olup ne bitiyor, hangi fabrikada ne gibi gelişmeler yaşanıyor, oradaki parti grubumuz ya da görevlimiz hangi tutumu aldı, yarın ne yapacağız, şu fabrikaya yönelik çalışmanın sorunları, zayıflıkları neler, nasıl giderebiliriz, hangi birimde gazete dağıtımı nasıl gidiyor, oradaki şu gelişme gazeteye yazılmalıydı, neden yazılmadı vb. ölçüsünde, yürüyen çalışmanın tüm yönlerine hakim olabilmelidir. Çalışmaya böyle derinlemesine bir hakim olma çabası, aynı zamanda alanda tüm birimlerde yürüyen çalışmaya en yakın olmaya doğru, ileri bir adım da olacaktır.  Ancak çalışmaya böyle bir hakimiyet ve yakınlık, iyi yapılmış, yoğunlaşacağı alan, fabrika ve işletmeleri belirlemiş yerel planları, plan düzeyinde kalmaktan kurtarabilir. Yönetici organlar, çalışmaya ancak, böyle bir hakimiyet ve yakınlıkla, gevşekliklerin, rehavetin olduğu gibi, zorluklar karşısında pes etmenin, çalışmayı ara sıra görüşme ilişkisine dönüştürmenin, kolaycılığın önüne geçebilir, gereken müdahaleyi gereken yerde ve zamanda yapabilir ve gerçek anlamda yönetici bir organ düzeyine yükselebilir. 
Bunun yanı sıra yönetici ve sorumlu organlar, görevli kadrolara çalışma içinde olabildiğince yakın olmaya çalışarak, yürüttüğü çalışmanın sorunlarını, gelişmeleri, ihtiyaçları, atılması gereken yeni adımları vb. yakından izleyip denetleyerek, çalışmanın değerlendirmesi ve eleştirisinden öğrenmesini destekleyerek, ileriye doğru teşvik etmekle yükümlüdür. İleriye doğru atılmış her adımı, her olumlu gelişmeyi teşvik edeceğiz. Ama yapılan iyi işlerden, olumlu gelişmelerden  dolayı kendinden memnuniyet duygusuna ve rehavete kapılmalarına, çabuk ilerleme kaydedememiş olmaktan, olumsuz gelişmelerden “bu iş olmuyor, beceremiyoruz” vb. duygulara  ve umutsuzluğa kapılmalarına müsaade etmeyecek; sabırlı, ısrarlı ve inatçı bir çalışmayı kavramalarına ve sürdürmelerine yardımcı olacağız. Ki; partimizin ihtiyacı olan gelişkin ve donanımlı parti militanları da, ancak böyle bir çalışma ve pratik günlük çalışmada görevlendirme, sorumlu kılma, işini yapmasına ve geliştirmesine, politik ve teorik eğitimlerine yardımcı ve destek olma ilişkisi içinden yetişecektir.
Profesyonel kadro azlığını tespit etmek yetmez, çalışmaya ve çalışma içindeki kadrolara bakmak, en ileri olanları, eğilim gösterenleri daha yakından desteklemek ve teşvik etmek gerekir. Parti çalışması içinde yakınen gözlenen ve çok yönlü gelişimi teşvik gören partili işçi genç ve militanları profesyonel çalışmaya hazırlamak, özellikle de işçi kökenli partilileri hazırlamak ve teşvik etmek, önemli bir görevimizdir.   
Mektuplarda, yerel sendikal platformlara ilişkin olarak, yeterince istikrarlı, etkili ve işlevli olmadıkları değerlendirmesi yapılıyor. Hareketin durumundan bağımsız olarak, böyle genel geçer bir tespit doğru değildir. Ve bunun yanı sıra, bazı samimi çabaları saymazsak, platformun bir araya getirdiği şubeler de, işçi sınıfı içinde, fabrika ve işyerlerinde örgütlü bir güç durumunda değiller ve asıl zayıflıkları burada yatıyor. Her ne kadar, iyi niyetli ve mücadeleci istek ve eğilimlerle platformda bir araya gelmiş olsalar da, kendi zayıflıkları nedeniyle, aslında kendi zayıflıklarını aşmanın bir yolu olduğu halde, platformu mücadeleci bir sendikal mihrak haline getirecek kararlar almada ve adımlar atmada  güvensiz ve tereddütlü bir konumdadırlar. Ancak tüm bu zayıflıklarına rağmen, yerel  sendikal platformlar, geçmişte nasıl işçi hareketi içinde ileri, geliştirici ve konfederasyon merkezlerini de zorlayan bir rol oynamışlar ise, bugün de hareketin toparlanmasının ve ilerlemesinin gücü ve dayanaklarından biri olabilirler.
Sendikal platformların ve bir bütün olarak sendikal hareketin mücadeleci bir çıkış yapabilmesinin yolu; işyeri ve fabrikalarda özellikle de büyük fabrikalarda sınıfın sendikalarına, kendi öz örgütleri olarak sahip çıkmasından ve sendikalarını buna dayanarak yeniden örgütlemesinden ve yönetmesinden geçmektedir. Ayrıca bugün sendikasız işyerlerindeki güçlü sendikalaşma eğilim ve çabası da görülmeli ve teşvik edilmelidir. Mücadeleci sendikacıların, özel olarak da partili sendikacıların rolü ve çabası da bu yönde olmak ve bu güce dayanmak zorundadır. Ancak partimiz sendikal hareketin ve yerel platformların durumundan bağımsız olarak, büyük fabrika ve işletmelerde çalışma yürütmek ve örgütlenmek sorumluluğundadır. Sendikal hareketin ve yerel sendikal platformların güçlenmesi ve güçlendirilmesi de, partimizin bu temel sorumluluğunun bir parçası olarak ele alınmalıdır. Öte yandan son dönemlerde, öncekilerden farklı özellikler gösteren (Uşak‘taki sendikalaşma hareketi gibi) bir sendikalaşma dalgası gözleniyor. Bu sendikalaşma istek ve çabaları, sendikaların taze ve genç bir işçi kuşağıyla güçlenmesinin olanağı olarak, hem parti çalışması ile hem de mücadeleci sendika ve sendikacılarca desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Sonuç olarak; başta büyük fabrikalar olmak üzere fabrika ve işyerlerinde çalışma ve örgütlenmemizin sorunlarını aştığımız, çalışma ve örgütlenmeyi güçlendirdiğimiz ölçüde, mücadeleci bir sendikacılığın ve sendikal hareketin gelişiminin yolunu da açmış olacağız.

Gazetenin, günlük parti çalışmasının temel aracı olarak kavranması ve kullanılması, fabrika ve işyerlerindeki çalışmamızın da önemli yönlerinden biridir. Yani, gazetenin işçiler arasında düzenli ve genişleyen tarzda dağıtımı. İşçiler arasında okunmasının sağlanması, işçilerin gazete etrafında, gruplar halinde bir araya getirilmesi ve bunun üzerinden örgütlenmeleri. Parti üyelerinin, fabrika ve işyerlerindeki parti görevli ve sorumlularının işçiler arasından gazeteye, işçi yaşamının tüm yönleriyle (sadece eylemleri değil) ilgili haber, yazı, araştırma ve röportaj vb. (gibi değil, muhabir olarak) yazması, işçileri gazeteye, mektup, haber yazmaya teşvik etmesi. Gazetenin, fabrika çalışmamızın, canlı ve zengin bir aracı olarak kullanılması; ancak böyle mümkündür.
Gazetenin günlük çalışmanın temel aracı olarak kullanılması ve sorunları, partimizde sürekli (kampanya dönemi daha yoğun olarak) olarak ele alındı, konuşulup tartışıldı ve günlük çalışmada  kullanılma düzeyi geliştirilmeye çalışıldı. Doğaldır ki; gazete ve gazetenin parti çalışmasındaki yeri, ele alınışı ve kullanılışında, düne göre belli bir ilerleme kaydedilmiştir. Gazete daha geniş işçi ve emekçi kitlesine ulaşıyor, daha çok fabrika ve işyerine gazetemiz giriyor, işçiler gazeteyi, bir işçi gazetesi olarak benimsiyor ve kendi yaşam ve çalışma koşullarını, sorunlarını, eylemleri ve mücadelelerini gazeteye yazıyor, tartışıyor. Ancak bu görece ilerleme, gazeteyle ilgili (daha doğrusu çalışmayla ilgili. Çünkü gazete, doğrudan parti ve örgütsel çalışma sorunudur) sorunlarımızın tümüyle çözüldüğü anlamına gelmiyor ve bu açıdan, farklı görünümlerde olsa da, çeşitli sorunlar; önümüzde çözülmek üzere duruyor.
Bir başka bölgeden gelen bir mektupta ise, gazete ve kampanya değerlendirilerek, şu tespitler yapılıyor. “Gazeteyi  taşıdığı önem ve potansiyel biliniyor olmasına rağmen, gereği gibi kullanmadık. Kampanya dönemini dışta tutacak olursak,gazeteyi kitle içinde parti çalışmasının bir dayanağı haline getiremedik. Abonelik ve hafta sonu satışlarını iki bölge dışında istikrarlı bir biçimde yapamadık. Ancak önemli sayılması gereken bir gelişme yaşandığını söyleyebiliriz. Özellikle, üyelerin gazeteyi alıp okumalarını sağlamak, geri bir noktadan başlamak anlamına gelse bile, bir ‘iş’ sayılmalı. Bunun yanında, kampanya döneminde on beşin üzerinde haber ya da mektubun gazetede yayınlanması, okur toplantılarının örgütlenmesi ve özellikle A işyerindeki eylemlilik sürecinin bütün aşamalarının gazeteye yansıtılması ve gazetenin işçilere ulaştırılması, tartıştırılması, bundan sonra nasıl ele almamız (gazeteyi) gerektiğini pratik olarak gösterdi. Dar anlamda gazetenin parti örgütünün omurgası haline geldiğini söylemek mümkün, ancak daha da yayılması ve sahiplenilmesi gereği de ortada.”
Biliniyor olmasına rağmen kullanılmıyor, birkaç mahallede hemen ulaşılabilir az sayıda kişi abone yapılıyor, iki üç mahallede hafta sonu satışı yapılıyor, partililerin gazeteyi alıp okuması sağlanıyor, bu bir ‘iş‘ sayılıyor, okur toplantıları örgütleniyor ve tüm bunların sonucu olarak; gazete dar anlamda parti örgütünün omurgası haline geliyor. Karamsar  bir değerlendirmenin elbette gereği yok, ama kendi çalışmazlığımızı ve ataletimizi bu kadar rahat, hoşgörü ve iyimserlikle değerlendirmenin de alemi yok. Gazetenin parti örgütünün dar anlamda omurgası haline gelmesi ne demek? Gazete bir işçi ve halk gazetesi olarak, parti çalışmasının temel aracıdır, parti üyelerinin alıp okumasının aracı değil. Dolayısıyla üyelerin gazeteyi alıp okumalarını sağlamak; bir ‘iş’  sayılamaz, sayılmamalı.                
Kampanya döneminde örgütlediğimiz okur toplantıları; eğer kitleler içinde yürütülen çalışmaya dayanmıyor ve bu çalışma üzerinden gazete çevresinde bir araya getirilmiş, yeni okurların toplantısı (ki bu toplantıların, kampanya dönemlerini dışta tutarsak, çalışma yürüttüğümüz  birimler temelinde yapılması; doğru ve örgütleme faaliyeti açısından işlevli olanıdır) olarak yapılmıyorsa, bunlara okur toplantısı değil, olsa olsa üye toplantısı denilebilir. Üyelerin dışına taşan bir katılımla yapıldılarsa da, “her  yerde yapılıyor, biz de yapalım” yaklaşımıyla yapılmış toplantılar haline geliveriyor. Sadece ilgili bölge için değil, birçok il, ilçe ve bunların çalışma yürütülen bölgelerinden biliyoruz ki; kampanya adına, gazeteyi yaygınlaştırma, okur sayısını artırma, en önemlisi gazeteyi günlük parti çalışmasının bir aracı haline getirme adına pek bir şey yapılmadı, ama okur toplantıları yapılmadık memleket köşesi neredeyse kalmadı. Böyle bir yaklaşım ve ele alış; aslında faydalı olabilecek bir aracın (okur toplantıları) faydasızlaştırılması ve görsünler, desinler için yapılan işler haline getirilmesidir.
Aslında ilgili bölgede bir iyi iş yapılmış ve bir işyerindeki eylemler gazeteye yansıtılmış, eylemdeki işçilere gazete ulaştırılmış, ve bu çaba gazeteyi “bundan  sonra nasıl ele almamız gerektiğini pratik olarak gösterdi.” sonucuna varılmış. Eğer pratik iş yapma ve çalışmanın gösterdiğini gerçekten görebilmiş ve kavrayabilmişsek, işe buradan sarılmalı ve ilerlemeliyiz. Yani gazeteyi işyerinde, fabrikalarda ve diğer çalışma alanlarımızda günlük parti çalışmasının temeli, aydınlatmanın ve örgütlemenin temel aracı olarak kavramak ve kullanmak.
Bir başka bölgenin mektubunda da “…gazete-örgüt ilişkisini olması gereken temele oturtan bir çalışma içinde mevzilendiriliyor.” denilerek, muhabir olarak daha önceden görevlendirilmiş bir arkadaşın bölge organında görevlendirilmesi anlatılıyor, ve böylece, gazeteyle örgüt çalışması ilişkisinin daha iyi bir tarzda kurulacağı değerlendirmesi yapılıyor. Benzer bir yaklaşımla, çalışma birim ve alanlarımızdan, işçi ve emekçilerin yaşamının tüm yönleriyle ilgili olarak gazeteye (haber, yazı, araştırma ve röportajlar) yazılması sorununu çözmek üzere muhabir görevlendirmek, birçok bölgede başvurulan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.
Gazetenin görevli muhabirlerinin olabildiğince çok  sayıda olması, mümkünse her bölgede bir muhabirin olmasının yararı tartışılmaz. Ama bir işçi emekçi gazetesi olarak gazetemizin parti çalışması ile ilgili asıl sorunu, muhabir eksikliği midir? Fabrika ve işyerlerinde, semtlerde günlük çalışma yürüten bir parti örgütünün görevlileri ve üyelerinin, bir görev ve sorumluluk olarak yazmalarının yerini tutabilir mi? Tüm parti üye ve militanlarının görevi olmasının yanında, esas olarak da, fabrika ve işletmelerde süren çalışmada görevli ve sorumluların, yönetici organ üyelerinin  görev ve sorumluluğunda olan bir işi muhabire yüklemek, ve bu görevi gereğince yerine getirebilmesini beklemek, ne kadar doğrudur?  
Gazeteye haber ve yazı yazma konusunda asıl sorunumuz, günlük parti çalışması içinden yazma sorunudur. Sorun; işçi sınıfı içinde, fabrika ve işyerlerinde çalışma yürüten, semtinde, mahallesinde, kahvesinde, evinde, işçi ve emekçiler arasında yaşayan, doğal işçi kümelerine girebilmiş, onlardan biri olabilmiş parti görevli ve sorumlularının, yönetici organ üyelerinin yazması sorunudur. Ayrıca, gazete ve parti çalışması, birbirinden ayrı yürüyen ve aralarında ilişki kurma sorunu olan iki ayrı çalışma değil, tek bir çalışmadır. Gazetenin gereği gibi kullanılmadığı bir çalışma, politikasız bir çalışma; parti çalışması olamaz, parti çalışması olarak adlandırılamaz. Günlük parti çalışmasında gazeteyi kullanmanın olmazsa olmaz bir yönü, unsuru ve bir ayağı olan; işçiler arasından gazeteye haber yazma olmaksızın, gazete, çalışmanın temel aracı olarak kullanılmış olamaz. Buradan çıkarılacak sonuç; parti örgütünün tümüyle gazetenin muhabirler ağı olması gerektiği, özellikle de, partinin yöneticilerinin, sorumlu ve ileri partililerin, işyeri ve fabrikalardaki görevlilerinin; aynı zamanda, gazetenin muhabirleri olduğudur.
Doğrudan parti çalışmasına bağlı ve oradan çözülebilecek bir sorunu, muhabir görevlendirerek çözemeyiz. Böyle bir “çözüm”, ayrıca doğru da değildir ve kendi sorumluluğumuzdan kolaycı bir sıyrılma ve sorumluluğumuzu bir başkasına yükleme anlamına gelecektir. Bu sorunu ancak, günlük çalışma içindeki, işçiler arasına girebilmiş, işçiler arasında yaşayan görevli ve sorumlu partililerin ve tüm parti üyelerinin gazeteyi günlük çalışmada temel bir araç olarak kullanmasının bir unsuru, bir yönü olarak kavrayıp, aynı zamanda, gazete muhabirleri, muhabirler ağının bir unsuru olarak, gazeteye (haber, yazı, araştırma yazıları, röportajlar) yazmasıyla çözebiliriz. 
Gazetenin işçi, emekçi, halkçı özelliklerini daha da geliştirebilmesinin ve günlük parti çalışmasına daha ileriden katkıda bulanabilmesinin yolu, bu sorunu çözmekten geçmektedir. Ayrıca, işçi ve emekçilerin gazeteyi benimsemelerini (ki gazete, ulaştığı ve ulaştırıldığı işçi ve emekçilerce benimsenmektedir. İşçi mektuplarının giderek artan sayısı ve mektuplarda dile getirilenler, bu benimsemenin bir kanıtıdır) geliştirecek olan da budur.
Fabrika ve bölgelerden gelen mektuplar vesilesiyle, parti çalışmasında, esas olarak da işçi sınıfı içinde çalışma, başta büyük fabrikalar olmak üzere, fabrika ve işyeri çalışmasında ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ve çözümü de doğrudan bu çalışmaya bağlanmış olan eksiklik ve olumsuzlukları konu ettik. Elbette ki; parti çalışmamız, sınıf içinde, fabrika ve işyerlerindeki çalışmamız, tümüyle olumsuzluk ve eksikliklerden ibaret değil ve böyle de olamaz. Ancak partimizin, örgütlerimizin ve kadrolarımızın, işçi sınıfı içinde, büyük fabrika ve işyerlerindeki çalışmamızdaki olumluluklar ve ileriye doğru gelişmelerden çıkaracağı sonuç; rehavete  kapılmak ve   oyalanmak değil, çalışmamızdaki olumluluk ve iyiye gelişmelerden güç alarak,  olumsuzluk ve zaaflarımızın üzerine gitmek, çalışmamızı bunlardan arındırarak daima ileriye doğru geliştirmek ve güçlendirmektir. Sorunlarımızı ve olumsuzluklarımızı eleştirmek, çözmek ve ilerlemek zorundayız.
Sözünü ettiğimiz sorunları, mektuplardan örneklemeye (sorunların daha net görülebilmesi için) çalışarak bitirelim. Aynı sektörden işyerlerinin bulunduğu, uzunca bir süredir çalışma yürüttüğümüz, son birkaç yıldır da yoğunlaştığımız ve çalışmada görülür bir ilerlemenin, işçi çevremizde bir genişlemenin yaşandığı büyük bir kompleksteki bir birimimizden gelen mektubun bir yerinde “grup üyeleri, …çalışan işçilerden, az çok samimi olduğu arkadaşların isim ve nerede oturduklarını tespit edecekler, (150 civarında isim çıkacağını tahmin ediyoruz) bu işçileri özel olarak ziyaret edeceğiz, başta gazete aboneliği olmak üzere parti çalışmalarına katmayı hedefleyeceğiz.” deniyor. Evet, doğru bir tespit ve yerinde bir çaba, üzerinde durulması, uğraşılması gerekiyor. Ve hedeflenen amaca, en azından işçilerin bir kesimi açısından ulaşılabilir. Ama bu doğru ve yerinde tespit için bu kadar beklememiz mi gerekiyordu? Bu tespit ve önümüze koyduğumuz görev, bunca zamandır sürdürmemiz ve çalışmamızın önemli bir yönü olması gereken bir iş değil miydi?

Yorumlar kapatıldı.

Özgürlük Dünyası 2022

Yukarı ↑